top of page

Borç Müzakeresi Yazı Dizisi – 7. Bölüm

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 31 May
  • 6 dakikada okunur

İflas ve Borç Krizinde KOBİ’lerin Keşfetmesi Gereken Finans Stratejileri

Borç müzakeresi (yapılandırma) veya iflas, KOBİ’lerin borç krizinde başvurabileceği başlıca yollar olsa da, bu ikisi dışında da değerlendirebilecekleri bazı alternatif çözüm ve stratejiler bulunmaktadır. Amaç, şirketi likidite krizinden çıkarıp yeniden sürdürülebilir bir finansal yapıya kavuşturmak ise, değerlendirilebilecek farklı alternatif çözümler de vardır.


ree

1.       Yeni Finansman ve Sermaye Girişi Sağlama:

İflasın eşiğindeki bir işletme için bazen en etkili çözüm taze finansman bulmaktır. KOBİ’ler, mevcut borçlarını ödeyebilmek veya yapılandırabilmek için ek kredi almayı veya şirkete yeni ortak yatırımcı girişi sağlamayı düşünebilir. Bu kapsamda, devlet destekli kredi programları, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaletiyle sağlanan uygun faizli krediler önemli bir can suyu olabilir. Örneğin, ekonomi yönetimi dönem dönem KOBİ Destek Kredileri (Nefes Kredisi gibi) açıklamaktadır; bunlar düşük faizli ve ilk 6 ay ödemesiz krediler olabilmekte ve zor durumdaki KOBİ’lere nefes aldırmaktadır. KGF kefaleti, teminat yetersizliği yaşayan KOBİ’lerin bankalardan kredi almasını kolaylaştırır; 2023’te alınan bir kararla KGF’nin kefalet limiti artırılmıştır​. Bu da daha fazla KOBİ’nin bu imkandan yararlanabileceği anlamına gelir. Öte yandan, şirket ortakları kendi sermayelerini artırabilecek kaynaklara sahipse, işletmeye sermaye enjeksiyonu yaparak borç yükünü hafifletebilirler. Veya stratejik bir yatırımcı (örneğin sektörden güçlü bir firma) şirkete ortak olmaya ikna edilerek dış kaynak girişi sağlanabilir. Bu tür bir ortaklık, sadece finansman değil aynı zamanda know-how ve pazar desteği de getirebilir. Örneğin son yıllarda bazı zorda kalan KOBİ’ler büyük holdinglerin veya girişim sermayesi fonlarının yatırımını alarak borçlarını ödemiş ve yeniden büyüme rotasına girmiştir. Elbette yeni finansman sağlanırken borçluluğun daha da artmaması için, bulunan kaynağın mevcut borçları kapatmaya yöneltilmesi ve şirketin faaliyetlerini döndürecek şekilde kullanılması kritik önem taşır.


2.       Devlet Teşvik ve Desteklerinden Faydalanma:

Türkiye’de KOBİ’lere yönelik birçok devlet desteği ve teşvik programı mevcuttur. Bu desteklerin bazıları, dolaylı şekilde de olsa işletmelerin mali yükünü azaltarak borç krizini aşmalarına yardımcı olabilir. Örneğin, KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi) çeşitli kredi faiz destekleri, hibe programları sunar. Acil Destek Kredisi gibi programlar, belirli koşullarda zorda olan işletmelere düşük faizli kredi imkanı tanımıştır. 2021’de pandemi etkilerini hafifletmek için KOSGEB’in “Mikro ve Küçük İşletmelere Hızlı Destek Programı” ile faizsiz geri ödemeli destekler verilmiştir​.


Bunun yanı sıra Eximbank kredi ertelemeleri, ihracatçıya verilen destekler, istihdam teşvikleri (örneğin yeni eleman istihdam edene prim desteği) gibi uygulamalar, KOBİ’nin giderlerini azaltarak kaynak yaratmasına imkan sağlar. 2023’te çıkarılan vergi affı ve borç yapılandırma kanunuyla birçok KOBİ vergi ve SGK borcunu taksitlendirmiş, gecikme faizlerinde indirim almıştır​.


Bu tür kamu yapılandırmaları, özel sektör borçlarını ödemek için nakit ayırma imkanı doğurur. Yine bazı dönemlerde enerji maliyet desteği, kira desteği gibi geçici programlar da olabilmektedir. KOBİ’lerin bu teşvik ve destekleri yakından takip etmesi, uygun olanlara başvurması gerekir. Tek başına bu destekler tüm sorunu çözmeyebilir ama bir araya geldiğinde işletmeye yıllık bazda yüz binlerce liralık bir yük avantajı sağlayabilir.


3.       Varlık Satışı ve Portföy Daraltma:

Şirketin bilançosunda atıl duran veya ana faaliyet için elzem olmayan varlıklar varsa, bunların satışa çıkarılması borç krizinden çıkış için bir yöntem olabilir. Örneğin, kullanılmayan bir arsa, ihtiyaç fazlası bir makine, hatta bağlı ortaklıklar gibi varlıklar satılarak borç ödemesi için kaynak yaratılabilir. Bu bazen zor bir karardır, çünkü işletmeler varlık satmayı geleceği küçültmek gibi algılayabilir. Ancak doğru yapıldığında “küçülerek büyümek” mümkündür. Örneğin bir KOBİ, sahip olduğu iki fabrikadan birini satarak elde ettiği parayla borçlarının büyük kısmını kapatmış, kalan tek fabrikada odaklanarak verimliliğini artırmışsa uzun vadede daha sağlıklı bir yapıya kavuşabilir. Varlık satışı yaparken dikkat edilmesi gereken, değerinin altında satış yapmamaktır; zorda olunduğu bilindiğinde fırsatçılar çıkabilir, o yüzden bu süreç rekabetçi ve şeffaf yürütülmelidir. Ayrıca sale and leaseback denilen yöntemle, varlık satıp geri kiralama yaparak hem varlık kullanımını sürdürüp hem nakit elde etmek mümkündür. Türkiye’de son dönemde özellikle gayrimenkul sale-leaseback işlemleri KOBİ’lerce borç kapamada kullanılmaktadır.


4.       Borç Transferi veya Varlık Yönetim Şirketleri ile Anlaşma:

Banka borçları söz konusuysa, KOBİ’lerin değerlendirebileceği bir diğer strateji borçlarının varlık yönetim şirketlerine devredilmesidir. Bankalar, tahsili gecikmiş alacaklarını (NPL – Non-performing loan) varlık yönetim firmalarına satabilmektedir. KOBİ, doğrudan bankayla anlaşamıyorsa, borcunun böyle bir firmaya satılması sonrasında bu yeni alacaklı ile indirimli ödeme konusunda pazarlık yapabilir. Genellikle varlık yönetim şirketleri alacakları banka değerinin çok altında satın aldığı için borçluya da belirli bir iskontoyla (indirimle) borcu kapatma teklifi sunabilir. Örneğin 1 milyon TL’lik bir kredi borcu, bankadan %50 bedelle satın alındıysa, varlık yönetim firması borçluya “600 bin TL öde, kapatalım” diyebilir. Bu tür fırsatlar, borcun tamamen tasfiyesi için değerlendirilebilir. Tabi bu işlem KOBİ’nin kredi sicilini olumsuz etkiler, ancak zaten bozulmuş bir sicili düzeltmek için borcun kapatılması ön koşuldur. Benzer şekilde alacaklılarla toplu bir “borç transferi” anlaşması yapılabilir; örneğin bir fon veya yatırımcı, firmanın tüm borçlarını devralır, karşılığında şirkete ortak olur veya yeni bir ödeme planı yapar. Bu model Türkiye’de çok yaygın olmamakla birlikte, bazı yabancı fonların kriz dönemlerinde şirketlerin borcunu satın alıp yapılandırdığı görülmüştür.


5.       Maliyet Düşürme ve Yeniden Yapılanma:

Bazen sorunun kaynağı aşırı borç kadar düşük kârlılık veya verimsiz harcama yapısıdır. KOBİ’ler borç krizi yaşarken bir yandan da kendi içlerinde yeniden yapılanma adımları atmalıdır. Bu kapsamda atıl iş kollarından çıkmak, yüksek maliyetli faaliyetleri sonlandırmak, gerekirse şube kapatmak gibi kararlar alınabilir. Örneğin, üç farklı sektörde dağılmış bir grup şirket, en çok zarar eden birimini kapatıp kaynaklarını kârlı birimlere odaklayarak finansal sağlığını iyileştirebilir. Yine outsource edilebilecek işlerin dışarı verilmesi, sabit maliyetlerin değişkene çevrilmesi (örneğin araç satın almak yerine kiralamak) gibi hamleler nakit akışını rahatlatır. Stok ve alacak yönetiminin sıkılaştırılması da önemli bir stratejidir; stok devir hızını artırarak ve müşterilerden tahsilat sürelerini kısaltarak, borç ödeme kabiliyeti yükseltilebilir. Şirket içinde maliyet tasarrufu kampanyası başlatmak, tüm çalışanların bu seferberliğe katılımını sağlamak da kültürel bir dönüşüm getirebilir. Unutulmamalıdır ki, pek çok iflasın altında sadece borç büyüklüğü değil, aynı zamanda kârlılık eksikliği yatmaktadır​.


Bu nedenle, alternatif çözüm olarak KOBİ’lerin “nasıl daha kârlı hale gelebiliriz?” sorusunu da yanıtlaması gerekir. Gerekirse profesyonel işletme rehabilitasyon danışmanları ile çalışarak bir dönüşüm planı yapılabilir.


6.       Birleşme veya Devralma (M&A) Yoluyla Çözüm:

KOBİ’ler bazen kendi başlarına ayakta kalamayacak duruma geldiklerinde, benzer faaliyet gösteren başka bir şirketle birleşmeyi veya o şirket tarafından devralınmayı düşünebilirler. Özellikle aynı sektörde faaliyet gösteren ve birbirini tamamlayan iki şirketin birleşmesi, maliyet sinerjisi yaratabilir (ortak genel giderlerin düşmesi, ölçek ekonomisi vb.). Güçlü bir rakip, zordaki bir KOBİ’yi satın alarak hem rakip olabilecek bir şirketi ortadan kaldırmış hem de pazar payını büyütmüş olur. Borçlu KOBİ açısından ise iflas yerine işletmesinin bir başka çatı altında yaşamaya devam etmesi sağlanır ve borçları genelde satın alan şirket tarafından üstlenilir. Türkiye’de geçmişte bu tip “güç birliği” örnekleri olmuştur; aile şirketlerinin krizden çıkmak için birleşmesi veya büyük oyuncuların konkordatodaki şirketleri satın alması gibi. Nitekim uzmanlar KOBİ’lerin krizle başa çıkmak için rekabet yerine işbirliğine yönelmesi gerektiğini, güç birliği yaparak ölçek ekonomisine ulaşmalarının önemini vurgulamaktadır​.

Bir birleşme/devralma işlemi hukuki ve teknik açıdan karmaşık olsa da, doğru yönetildiğinde tüm paydaşlar için kazançlı bir sonuç verebilir: Şirket sahipleri en azından varlıklarının bir kısmını yeni yapıda korur, çalışanlar işlerini kaybetmez, alacaklılar da borçlarını tahsil etmek için yeni ve daha güçlü bir muhatap bulur.


7.       Yeni Pazar ve Ürün Stratejileri:

Borç krizine girmiş bir KOBİ’nin özünde kârlı bir iş modeli yoksa, alacaklıları yapılandırmaya razı etse bile geleceği parlak olmayacaktır. Bu nedenle alternatif çözüm arayışında iş modelini gözden geçirmek de vardır. Şirket neden zarar ediyor? Pazar daraldığı için mi, fiyatlama hatası mı var, yoksa ürün/hizmet modası mı geçti? Bu sorulara yanıt aranarak gerekirse rotayı değiştirmek gerekebilir. Örneğin bir KOBİ tamamen iç pazara çalışıyorsa, ihracata yönelerek gelirlerini artırabilir ve döviz kazanarak borçlarını daha rahat ödeyebilir. Devletin ihracatçılara sağladığı Türk Eximbank düşük faizli kredileri, KDV iadeleri, yeşil pasaport gibi destekler de bu yönde teşvik edicidir. Ya da dijital dönüşümü kaçırmış bir şirket, e-ticaret kanallarına girerek satışlarını yükseltebilir. Kısacası, stratejik pivot denilen iş stratejisi değişimi, borç sorununu uzun vadede çözmeye katkı sağlayabilir. Tabii bu tür değişimler kısa vadede değil orta vadede meyve verecektir, ancak alacaklılarla yapılacak anlaşmalara bu vizyonu dahil etmek güven artırıcı olabilir. Örneğin, “Şu anda nakit akışım yetersiz ama yeni bir ihracat bağlantısıyla 6 ay sonra gelirlerimi %50 artıracağım” mesajı, alacaklı nezdinde konkordato planının işlerliğine dair inancı artırabilir.


8.       Profesyonel Danışmanlık Alma:

Borç krizi yaşayan birçok KOBİ, içine kapanıp sorunu tek başına çözmeye çalışırken hatalara düşebilir. Alternatif bir strateji, işi uzmanlarına teslim etmek veya onlardan görüş almaktır. Turnaround management (şirket kurtarma) konusunda uzman finansal danışmanlar veya hukukçular, dışarıdan bakarak şirketin hızlıca alması gereken önlemleri tespit edebilir. Ayrıca alacaklı bankalarla müzakere konusunda daha önce tecrübe sahibi danışmanlar, borçlu adına masaya oturarak daha iyi indirimler koparabilir. Bu danışmanlık hizmetlerinin bir maliyeti olsa da, çoğu zaman şirketi iflastan kurtararak çok daha büyük kayıpları önler. Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren bazı firmalar, KOBİ’lere borç restrukturizasyonu, maliyet azaltma, yeniden yapılanma planı gibi konularda paket hizmetler sunmaktadır​


Yine son yıllarda arabuluculuk kurumunun gelişimiyle birlikte ticari arabulucular da fiilen danışmanlık benzeri bir rol üstlenebilmektedir. Finansal sıkıntı yaşayan şirketlere, bağımsız bir gözle bakıp onların “vizyonunu yenilemeleri” gerektiğini hatırlatacak profesyonellerle çalışmak, krizi fırsata çevirme şansı da sunar.

Özetle, iflas veya konkordato tek çıkış yolu değildir; KOBİ’lerin yaratıcı ve proaktif davranarak uygulayabileceği birçok alternatif strateji vardır. Devlet destekleri, yeni finansman olanakları, varlık satışı, birleşme gibi yollar, doğru koşullarda şirketi düze çıkarabilir. Elbette her şirketin durumu farklıdır ve her çözüm her KOBİ’ye uymaz. Önemli olan, şirket yönetiminin ufkunu açık tutması ve gerekirse yardım istemekten çekinmemesidir. Zira bazen bir dış gözün göreceği çözüm, içeridekilere görünmeyebilir. KOBİ’ler için kritik olan, borç krizine girdiklerinde paniğe kapılmak yerine soğukkanlı biçimde seçenekleri değerlendirmeleri ve uygulanabilir bir eylem planı oluşturmalarıdır. Bu plan, belki yukarıdaki alternatiflerin birkaçını birden içerecek bütüncül bir yeniden yapılanma programı şeklinde olmalıdır. Böylelikle iflas gibi en ağır sonuçtan kaçınma ihtimali artar ve işletme ekonomiye kazandırılmaya devam eder.


Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

Yorumlar


İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page