top of page

Türkiye’nin İklim Kanunu Liman ve İşletmeleri Nasıl Etkileyecek?

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 12 dakika önce
  • 3 dakikada okunur

Türkiye, 3 Temmuz 2025’te kabul edilen İklim Kanunu ile yalnızca çevre mevzuatına yeni bir başlık eklemedi; aynı zamanda üretim, yatırım ve ticaret biçimlerini temelden değiştirecek bir dönemin kapısını araladı.

Bu kanun, 2053 Net Sıfır hedefini bir vizyon olmaktan çıkarıp, tüm ekonomik aktörler için somut bir yol haritasına dönüştürüyor.


Artık mesele, “çevre koruma” sınırlarını çoktan aşıyor. Karbon salımı, enerji kullanımı, atık yönetimi ya da tedarik zincirleri… Hepsi şirketlerin finansal performansını, rekabet gücünü ve yatırım erişimini doğrudan etkileyen stratejik başlıklar haline geliyor.


Türkiye’nin İklim Kanunu Liman ve İşletmeleri Nasıl Etkileyecek?

Ekonomik Faaliyet ve Karbon Maliyeti

Kanunun getirdiği en temel yenilik, Türkiye’de emisyonların bir ekonomik değer olarak ele alınması. Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ile birlikte, işletmelerin saldıkları her ton sera gazı, artık bilanço üzerinde ölçülebilen bir maliyet kalemine dönüşüyor.


Bu dönüşümün ilk etkilerini, enerji yoğun sektörlerle birlikte liman işletmeleri hissedecek. Yakıt tüketiminden elektrik kullanımına, atık yönetiminden liman içi araç filolarına kadar tüm emisyon kaynakları artık izlenmek, raporlanmak ve doğrulanmak zorunda. Bu süreçte verilerin eksik, hatalı veya yanıltıcı olması, yalnızca çevre cezası değil; faaliyet durdurmaya kadar uzanan yaptırımların da kapısını aralayabilir.


Bu yönüyle yasa, klasik bir çevre düzenlemesi olmaktan öteye geçerek ekonomik denge unsuru haline geliyor. Çünkü karbon artık yalnızca çevresel değil, finansal bir değişken.


Limanlar İçin Stratejik Bir Kırılma Noktası

Türkiye limanları açısından bu yasa, operasyonel dönüşüm kadar stratejik konumlanma anlamına da geliyor. Zira Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile birlikte, karbon yoğun ürünlerin ticaretinde maliyet dengesi tamamen değişti.

Artık AB pazarına doğrudan veya dolaylı olarak hizmet veren liman işletmeleri, yalnızca yük taşımıyor; aynı zamanda karbon maliyeti taşıyor. Karbonu doğru ölçemeyen, raporlayamayan veya içselleştiremeyen işletmeler, dış pazarlarda rekabet avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya.


Buna karşın süreci erken sahiplenen limanlar için tablo çok farklı. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimli ekipmanlar, kıyı elektriği sistemleri veya elektrikli araç dönüşümü gibi projeler, yalnızca çevreyi korumakla kalmıyor; yeşil finansman kaynaklarına erişimi de kolaylaştırıyor. Böylece karbon yönetimi, bir maliyet kaleminden çıkıp bir yatırım fırsatına dönüşüyor.


Denetim Artık Yönetim Sürecinin Parçası

İklim Kanunu, uygulamada yeni bir denetim mimarisi kuruyor. Yürütme sorumluluğu İklim Değişikliği Başkanlığı’na verilmiş durumda. Başkanlık, yalnızca raporların doğruluğunu değil, işletmelerin karbon azaltım planlarını, eylem adımlarını ve hatta kurumsal yönetişim süreçlerini de inceleme yetkisine sahip.


Taşra düzeyinde bu denetimler, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri tarafından yürütülecek. Yani denetim artık bir “uygunluk kontrolü” değil, şirketin bütün operasyonel yapısına dokunan bir sürdürülebilirlik denetimi anlamına geliyor.

Bu nedenle işletmelerin, özellikle liman gibi kompleks yapılarda, veri toplama sistemlerini yeniden kurgulaması ve iç denetim mekanizmalarını iklim yükümlülükleriyle uyumlu hale getirmesi gerekiyor.


2027’ye Giden Yolda Geçiş Süreci

Yasa, ETS kapsamındaki sektörlere 2027 yılına kadar bir geçiş süreci tanıyor. Bu dönemde uygulanacak cezaların yüzde 80 oranında indirimli olması, aslında bir teşvik niteliğinde. Amaç, işletmelere hazırlık için zaman tanımak; süreci ertelemek değil.

Bu üç yıllık dönem, şirketler açısından yalnızca uyum değil, yeniden yapılanma süreci olarak görülmeli. Karbon maliyetinin finansal planlamaya dâhil edilmesi, yatırım kararlarının iklim risklerine göre şekillendirilmesi ve ESG derecelendirmelerinde iyileşme sağlanması, bu dönemin en kritik adımları olacak.


Kısacası, 2027’ye kadar olan süre “bekleme” değil, uyumun kurumsallaştırılması dönemi.


Rekabet Aracı Olmak

İklim Kanunu’nun getirdiği yükümlülükler yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda hukuki bir yeniden yapılanma gerektiriyor. Çünkü ETS kayıtlarından veri bildirimine, SKDM uyumundan finansman başvurularına kadar her adımın bir yasal dayanağı var.


Şirketlerin bu süreçte en sık karşılaşacağı risk, yükümlülük sınırlarının doğru tanımlanamaması. Hangi faaliyetler ETS kapsamına giriyor, hangi rapor formatı geçerli, hangi izinlerin yenilenmesi gerekiyor — bu soruların yanıtı yalnızca teknik bilgiyle değil, doğru hukuki yorumla verilebilir.


Ayrıca liman işletmelerinin tedarikçi zincirleriyle yapacakları sözleşmelerde karbon sorumluluğunun paylaşımı, veri aktarım koşulları ve doğrulama yükümlülükleri artık hukuki tartışma konusu haline geliyor. Dolayısıyla hukuki danışmanlık, yalnızca risk yönetimi değil, aynı zamanda rekabet üstünlüğü sağlayan bir strateji haline dönüşüyor.

Sürdürülebilirlik Artık Bir İzin Şartı

İklim Kanunu, sürdürülebilirliği bir kurumsal tercih olmaktan çıkarıp, ekonomik faaliyetin temel koşulu haline getiriyor. Bugün bir liman işletmesi için çevresel uyumluluk artık yalnızca bir rapor konusu değil; iş yapma izninin ayrılmaz bir parçası.


Bu yeni düzende kazanacak olanlar, düzenlemeyi erken anlayan, iklim stratejisini iş modeline entegre eden ve dönüşümünü veriye dayalı olarak yöneten işletmeler olacak. Gecikenler ise yalnızca idari cezalarla değil, sermaye erişimi ve pazar kaybı gibi daha kalıcı sonuçlarla karşılaşacak.


Sonuçta, İklim Kanunu yalnızca çevreyi değil, iş yapma biçimimizi de yeniden tanımlıyor. Artık sürdürülebilirlik, geleceğin değil, bugünün rekabet koşulu.


Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page