Gelir Paylaşımlı İnşaat Sözleşmelerinde Hukuki Görünüş Sorumluluğu ve Üçüncü Kişilerin Korunması
- patikahukuk
- 29 Eki
- 2 dakikada okunur
Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmeleri, arsa sahipleri ile yükleniciler arasında yapılan ve elde edilen gelirin paylaşılmasını öngören sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmelerin hukuki niteliği, uygulamada ve doktrinde tartışma konusu olmuştur. Bazı görüşlere göre, bu sözleşmeler adi ortaklık sözleşmesi olarak nitelendirilebilirken, diğer görüşlere göre karma sözleşme niteliği taşımaktadır. Yargıtay'ın içtihatları da bu konuda farklılıklar göstermektedir.

Hukuki Görünüş Sorumluluğu ve Üçüncü Kişilerin Korunması
Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmelerinde, yüklenici genellikle arsa sahibinin temsilcisi olarak hareket eder. Bu durum, üçüncü kişilerin arsa sahibi ile yüklenici arasındaki ilişkiyi doğru değerlendirememesine yol açabilir. Eğer arsa sahibi, yüklenicinin temsilci olduğu izlenimini veriyorsa ve üçüncü kişi bu izlenimi doğru kabul ederek sözleşme yapıyorsa, arsa sahibi hukuki görünüş sorumluluğu çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Bu durum, işlem güvenliğini sağlamak amacıyla önemlidir.
Sözleşmenin Nitelendirilmesi ve Yargıtay İçtihatları
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2013 tarihli kararında, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin adi ortaklık niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu görüş doktrinde eleştirilmiş ve sözleşmenin karma bir sözleşme olduğu savunulmuştur. Özellikle, bu tür sözleşmelerin her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut Olayın Değerlendirilmesi
Gelir paylaşımlı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibinin yüklenici ile olan ilişkisi ve üçüncü kişilerle olan ilişkisi somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Eğer arsa sahibi, yüklenicinin temsilci olduğu izlenimini veriyorsa ve üçüncü kişi bu izlenimi doğru kabul ederek sözleşme yapıyorsa, arsa sahibi hukuki görünüş sorumluluğu çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Bu durumda, sözleşmenin nispiliği ilkesinden sapılabilir.
Sonuç olarak, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmelerinin hukuki niteliği ve tarafların sorumluluğu, her somut olayın koşullarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Arsa sahibinin yüklenici ile olan ilişkisi ve üçüncü kişilerle olan ilişkisi, işlem güvenliğini sağlamak amacıyla dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, Yargıtay'ın içtihatları ve doktrindeki görüşler ışığında, tarafların sorumluluğu ve sözleşmenin niteliği belirlenmelidir.
Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.



Yorumlar