top of page

Marka Hükümsüzlüğü Davası Nedir?

  • Yazarın fotoğrafı: Ajans Be Nice
    Ajans Be Nice
  • 11 dakika önce
  • 3 dakikada okunur
Marka Hükümsüzlüğü Davası Nedir?

Marka tescili, sahibine önemli ve güçlü haklar tanır. Ancak her tescil, mutlak ve dokunulmaz bir koruma sağlamaz. Sınai Mülkiyet Kanunu, belirli şartların varlığı hâlinde tescilli bir markanın hukuken geçersiz sayılabilmesine imkân tanımaktadır. Bu bağlamda marka hükümsüzlüğü davası, tescilli bir markanın hukuki varlığını sona erdiren en etkili yollardan biridir.


Marka Kavramı ve Hukuki Korumanın Dayanağı

Marka; bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini, diğer teşebbüslerin sunduğu mal ve hizmetlerden ayırt etmeye yarayan işaretler bütünüdür. Bu işaretler; kelimelerden, şekillerden, harf ve sayılardan ya da bunların kombinasyonlarından oluşabilir.


Türk hukukunda markaya ilişkin temel düzenlemeler Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında yer almaktadır. Bir işaretin marka hukuku anlamında korunabilmesi için kural olarak tescil edilmiş olması gerekir. Tescilsiz markalar, ancak Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümleri çerçevesinde dolaylı bir korumadan yararlanabilir.


Tescilli bir marka, on yıllık yenileme süreleriyle teorik olarak süresiz şekilde korunabilir. Ancak bu koruma, yalnızca tescilin hukuka uygun olması hâlinde geçerlidir.


Marka Hükümsüzlüğü Nedir?

Marka hükümsüzlüğü, tescilli bir markanın hukuki korumasının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılmasıdır. Hükümsüzlük kararı verildiğinde, marka sanki hiç tescil edilmemiş gibi sonuç doğurur.


Bu dava; tescil aşamasında gözden kaçan veya sonradan fark edilen hukuka aykırılıkların giderilmesini amaçlar. Hükümsüzlük, markaya tanınan tekel hakkının kamu yararı ve dürüst rekabet ilkeleri doğrultusunda sınırlandırılmasını sağlar.


Mutlak Ret Sebepleri: Hukuka Aykırılığın Temel Hâlleri

Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenen mutlak ret sebepleri, markanın baştan itibaren tescile elverişli olmadığını gösteren durumlardır. Bu tür aykırılıklar, herkes tarafından ileri sürülebilir ve mahkemece re’sen dikkate alınabilir.


Ayırt edici niteliği bulunmayan, yalnızca mal veya hizmetin cinsini, türünü, niteliğini ya da coğrafi kaynağını tanımlayan işaretler marka olarak korunamaz.


Ayrıca, kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler, dinî semboller, yanıltıcı nitelikte ifadeler, tescilli coğrafi işaretler ya da teknik zorunluluklardan kaynaklanan şekiller de marka koruması dışında bırakılmıştır.


Bununla birlikte, bazı işaretler başlangıçta ayırt edici olmasa dahi, uzun süreli ve yoğun kullanım sonucunda ayırt edicilik kazanmışsa bu durum istisna oluşturabilir. Bu hâlde, ilgili marka artık mutlak ret sebebine dayalı olarak hükümsüz kılınamaz.


Nispi Ret Sebepleri: Önceki Hakların Korunması

Nispi ret sebepleri, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiş olup yalnızca ilgili hak sahipleri tarafından ileri sürülebilir. Bu sebepler, çoğunlukla önceki tarihli marka veya diğer fikrî mülkiyet haklarıyla çatışma hâllerinde gündeme gelir.


Önceden tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer bir işaretin, benzer mal veya hizmetler için tescil edilmesi hâlinde, halk nezdinde karıştırılma ihtimali doğuyorsa hükümsüzlük söz konusu olabilir.


Ayrıca tanınmış markaların itibarı üzerinden haksız avantaj sağlanması, ticari vekil veya temsilcinin izinsiz başvuruları, kişi isimleri ya da telif haklarının izinsiz kullanımı gibi durumlar da nispi ret sebebi olarak kabul edilmektedir.


Türk Patent ve Marka Kurumu Süreci ve Yargısal Denetim

Marka tescil süreci, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yürütülür. Başvurular önce şekli ve mutlak ret sebepleri yönünden incelenir, ardından yayımlanır. Yayın süresinde yapılan itirazların reddedilmesi hâlinde, dosya Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu önüne taşınabilir.

Kurul kararları idari aşamada kesin olmakla birlikte, bu kararlar yargı denetimine tabidir. Kurul kararı sonucunda tescil edilen markalar hakkında hem Kurul kararının iptali hem de marka hükümsüzlüğü talepli davalar açılabilir.


Hükümsüzlük Davasının Tarafları ve Kapsamı

Hükümsüzlük davası, markanın sicilde görünen sahibi veya onun hukuki haleflerine karşı açılır. Eğer tescil, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararı sonucunda gerçekleşmişse, Türk Patent ve Marka Kurumu da davada taraf olarak yer almalıdır.

Bir markanın birden fazla sınıfta tescilli olması hâlinde, hükümsüzlük kararı yalnızca ihlalin bulunduğu sınıflarla sınırlı olarak verilebilir. Bu durumda markanın tamamı değil, ilgili sınıflar bakımından koruma sona erer.


Sessiz Kalma ve Hak Kaybı Riski

Nispi ret sebeplerine dayalı hükümsüzlük davalarında, marka sahibinin uzun süre sessiz kalması ciddi sonuçlar doğurabilir. Eğer hak sahibi, sonraki tarihli markanın kullanımını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde beş yıl boyunca itiraz etmezse, artık hükümsüzlük talebinde bulunamaz.

Bu kural, yalnızca nispi ret sebepleri bakımından geçerlidir. Mutlak ret sebeplerine dayanan hükümsüzlük taleplerinde ise herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir.


Görevli ve Yetkili Mahkeme

Marka hükümsüzlüğü davalarında görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir. Bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemeleri, bu sıfatla davaya bakar.

Yetki kuralı genel olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali de talep ediliyorsa, yetkili mahkeme Ankara’daki ihtisas mahkemeleridir.


İspat Yükü ve Kullanım Savunması

Hükümsüzlük davasında, iddiasını ileri süren taraf bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür. Nispi ret sebeplerine dayanılan davalarda davalı, markanın son beş yıl içinde kullanılmadığını savunma olarak ileri sürebilir.

Bu durumda davacı, kendi markasının ilgili dönemde ciddi biçimde kullanıldığını ortaya koymak zorundadır. Kullanımın varlığı, dava tarihi esas alınarak değerlendirilir.


Hükümsüzlük Kararının Etkileri

Mahkeme tarafından verilen hükümsüzlük kararı, kural olarak geriye etkili sonuç doğurur. Marka, tescil başvuru tarihinden itibaren hiç korunmamış sayılır ve bu durum herkese karşı hüküm ifade eder.


Ancak kesinleşmiş ve uygulanmış yargı kararları ile daha önce ifa edilmiş sözleşmeler bu geriye etkiden etkilenmez. Bununla birlikte, marka sahibinin kötüniyetli veya ağır kusurlu olması hâlinde tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir.


Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

Yorumlar


İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page