İnovasyon ve Ar-Ge Odaklı Ortak Girişim Sözleşmeleri
- patikahukuk
- 25 Ağu
- 5 dakikada okunur
İnovasyon ve Ar-Ge Odaklı Ortak Girişim Sözleşmeleri
İnovasyon ve Ar-Ge odaklı ortak girişimler (“corporate joint ventures”), iki veya daha fazla şirketin belirli bir teknolojik geliştirme, ürün inovasyonu veya pazar genişlemesi amacıyla sermaye, know-how ve fikri haklarını bir araya getirdiği kurumsal yapılardır1. Özellikle yüksek teknoloji, biyoteknoloji, savunma sanayi ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde, bu model hem risk paylaşımı hem de Ar-Ge maliyetlerinin optimizasyonu açısından stratejik bir işbirliği aracı olarak karşımıza çıkmaktadır2.

Türk hukukunda ortak girişimler bakımından özel bir yasal düzenleme mevcut olmamakla birlikte, söz konusu yapı çoğunlukla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) çerçevesinde kurulan anonim veya limited şirketler üzerinden hayata geçirilmektedir (TTK m.124-210)3. Sözleşme serbestisi ilkesi (TBK m.26-27) sayesinde taraflar, yönetim, kâr dağıtımı ve çıkış mekanizmalarını ayrıntılı biçimde düzenleyebilmekte; ancak bu düzenlemelerin kamu düzenine, emredici hükümlere ve rekabet hukuku normlarına aykırı olmaması gerekmektedir4. Ayrıca, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun, Ar-Ge merkezleri ve ortak projeler için sağladığı teşviklerle hukuki altyapının ekonomik boyutunu güçlendirmektedir5.
Bu tür ortak girişimlerde en kritik hususlardan biri yönetim kontrolünün dengelenmesidir. TTK m.365 ve m.367 çerçevesinde yönetim yetkisinin devri ve temsil yetkisinin sınırlandırılması mümkündür. Uygulamada, tarafların yönetim kurulunda eşit sayıda temsil edilmesi veya stratejik kararlarda “supermajority” oy oranı (örneğin %75) ya da karşılıklı veto hakkı tanınması sıklıkla görülmektedir. Uluslararası alanda ise ABD’de Delaware General Corporation Law kapsamında hazırlanan JV sözleşmelerinde “Major Decisions List” aracılığıyla kritik konuların ortak onaya tabi tutulması, AB’de ise Avrupa Birliği İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 101/3. maddesi çerçevesinde teknoloji işbirliği anlaşmalarının rekabet hukuku istisnası kapsamında değerlendirilmesi yaygın uygulamalardandır6.
Kâr dağıtımı konusunda, inovasyon odaklı ortak girişimlerde klasik sermaye oranına dayalı modelin ötesinde, tarafların sağladığı fikri mülkiyet katkısı, teknoloji transferi ve performans kriterleri gibi unsurlar da dikkate alınmaktadır. ABD’de bazı Ar-Ge ortaklıklarında kâr payı, belirli teknik hedeflerin (“milestone-based”) gerçekleştirilmesine veya ürün satışlarından elde edilecek lisans gelirlerine (“royalty-based”) göre belirlenmektedir7. Avrupa Birliği’nde ise teknoloji havuzları ve lisans gelirleri, Teknoloji Transfer Tüzüğü kapsamında özel muafiyetlerden yararlanabilmektedir8. Türk hukukunda da sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde bu tür karma modellerin düzenlenmesi mümkündür; ancak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca fikri hakların kime ait olacağının ve hangi koşullarda devredileceğinin netleştirilmesi gerekmektedir9.
Çıkış senaryoları da stratejik açıdan belirleyici bir unsurdur. Uygulamada “call option” (satın alma hakkı) ve “put option” (satma hakkı) mekanizmaları, “drag-along” ve “tag-along” hükümleri ile halka arz (IPO) planları sıklıkla düzenlenmektedir10. Yabancı yatırımcıların katıldığı yapılarda, tasfiye halinde öncelikli ödeme hakkı (“liquidation preference”) gibi hükümler de yer alabilmektedir. İngiltere’de Companies Act 2006 çerçevesinde hissedar sözleşmelerine “good leaver/bad leaver” şartlarının eklenmesi, ortaklardan birinin ayrılması durumunda fiyatlandırma ve ödeme koşullarının önceden belirlenmesini sağlamaktadır11.
Uyuşmazlık çözümü mekanizmaları bakımından, özellikle yabancı unsurlu ortak girişimlerde tahkim yaygın bir tercihtir. ICC, ISTAC ve LCIA gibi kurumsal tahkim merkezleri, taraflara hız, uzmanlık ve uluslararası icra kolaylığı sunmaktadır12. Türk hukukunda ise 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk süreci uygulanmaktadır. Ayrıca TTK m.5 gereği ticari davalar asliye ticaret mahkemelerinde görülmektedir13.
Türk Uygulamalarından Somut Ortak Girişim Örnekleri
Türkiye’de Ar-Ge odaklı ortak girişimlerin en bilinen örneklerinden biri, otomotiv sektöründe hayata geçirilen TOGG projesidir. Birden fazla özel sektör oyuncusunun, teknoloji geliştirme ve üretim sürecini paylaşarak oluşturduğu bu yapı, hem fikri mülkiyet paylaşımı hem de yönetim kontrolü açısından tipik bir “corporate joint venture” niteliği taşımaktadır14. Savunma sanayinde ise TAI (TUSAŞ) ile yabancı havacılık şirketleri arasında yürütülen helikopter ve uçak geliştirme projeleri, teknoloji transferi ve lisans gelirlerinin karma bir modelle paylaşıldığı Ar-Ge ortaklıklarına örnektir15. Enerji sektöründe ise yenilenebilir enerji santrallerinde Türk şirketleri ile yabancı teknoloji tedarikçileri arasında kurulan ortak girişimler, hem yerli üretim şartını karşılamak hem de teknolojiye erişim sağlamak amacıyla tercih edilmektedir.
Rekabet Hukuku Boyutunun Derinlemesine Analizi
Ortak girişimler, rekabet hukuku bakımından “yoğunlaşma” veya “işbirliği” niteliğinde değerlendirilebilir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (“RKHK”) m.7, tam işlevsel ortak girişimleri bir birleşme-devralma işlemi olarak kabul etmekte. RKHK m.7 uyarınca, yalnızca tam işlevsel ortak girişimler ve Tebliğ’deki ciro eşiklerinin aşılması halinde Rekabet Kurumu’na bildirim/izin gereklidir. Tam işlevsel olmayan (örneğin Ar-Ge odaklı) ortak girişimler ise kural olarak m.4 kapsamında işbirliği anlaşması olarak değerlendirilir. Bu tür işlemler, Rekabet Kurumu’nun 2010/4 sayılı “Birleşme ve Devralmaların Kontrolü Hakkında Tebliğ”i kapsamında incelenmektedir. Ar-Ge odaklı ve tam işlevsel olmayan, yalnızca belirli bir teknoloji geliştirme amacına odaklanan ortak girişimler ise genellikle RKHK m.4 kapsamında “rekabeti kısıtlayıcı anlaşma” olarak değerlendirilmekte, ancak Avrupa Birliği’nde olduğu gibi “Ar-Ge Anlaşmaları Hakkında Grup Muafiyeti Tebliği” (AB’de: Regulation No 1217/2010) benzeri düzenlemeler çerçevesinde muafiyet tanınabilmektedir17.
Özellikle teknoloji yoğun sektörlerde, rekabet hukuku analizinde şu hususlar öne çıkmaktadır:(i) Tarafların pazar gücü ve pazar payları,(ii) Ar-Ge faaliyetinin pazardaki yenilik sürecine etkisi,(iii) Fikri mülkiyet haklarının paylaşım biçimi,(iv) Anlaşmanın üçüncü tarafların pazara girişini kısıtlayıcı sonuçlar doğurup doğurmadığı.
Rekabet hukuku açısından olumsuz değerlendirme riski, özellikle “bilgi değişimi” (exchange of competitively sensitive information) ve “pazar paylaşımı” (market allocation) ihtimalleri yüksek olduğunda artmaktadır. Bu nedenle, Ar-Ge odaklı ortak girişimlerde bilgi değişimi protokollerinin, tarafların yalnızca proje kapsamında gerekli olan teknik verileri paylaşmasını ve ticari açıdan hassas bilgilerin korunmasını sağlayacak şekilde düzenlenmesi kritik önemdedir18.
İnovasyon ve Ar-Ge odaklı ortak girişimler, yüksek risk ve yüksek getiri potansiyeli nedeniyle hukuki anlamda titizlikle kurgulanmalıdır. Türk uygulamaları, özellikle otomotiv, savunma ve enerji sektörlerinde, başarılı JV modellerinin doğru kurgulandığında hem yerli teknoloji üretimini hem de küresel pazara entegrasyonu güçlendirebildiğini göstermektedir. Bununla birlikte, bu tür projelerin sürdürülebilirliği, rekabet hukuku boyutunun doğru yönetilmesi ve fikri mülkiyet paylaşımının netleştirilmesi ile doğrudan bağlantılıdır. Türk hukuku, sözleşme serbestisi ilkesi sayesinde geniş bir esneklik sunmakta; ancak uluslararası tahkim, rekabet hukuku muafiyetleri ve fikri hakların korunması konularında uzman desteği, projelerin uzun ömürlü olabilmesi için vazgeçilmezdir.
Dipnotlar
1. OECD, Collaboration and Joint Ventures in Innovation, Paris, 2020. ↩
2. EPO, Patent Commercialization and Technology Transfer, 2021. ↩
3. TTK m.124-210, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu. ↩
4. TBK m.26-27, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu. ↩
5. 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun. ↩
6. Delaware General Corporation Law, §141; TFEU m.101/3, Technology Transfer Guidelines. ↩
7. U.S. Department of Commerce, Joint Ventures and Antitrust Guidelines, 2018. ↩
8. EU Commission Regulation No 316/2014 on Technology Transfer Agreements. ↩
9. 5846 sayılı FSEK; 6769 sayılı SMK. ↩
10. Kaplan, R., Exit Strategies in JV Agreements, 2019. ↩
11. Companies Act 2006, UK. ↩
12. ICC Rules of Arbitration, 2021. ↩
13. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu; TTK m.5. ↩
14. TOGG Resmî Web Sitesi, “Hakkımızda” bölümü. ↩
15. Savunma Sanayii Başkanlığı, Ortak Üretim ve Teknoloji Transferi Projeleri, 2023. ↩
16. RKHK m.7; Rekabet Kurumu, 2010/4 sayılı Tebliğ. ↩
17. AB Regulation No 1217/2010; Türkiye’de Ar-Ge Anlaşmaları Hakkında Grup Muafiyeti Tebliği, 2016. ↩
18. Rekabet Kurumu, “Bilgi Değişimi Rehberi”, 2022. ↩
Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.



Yorumlar