İmar Suçları Sadece “Kaçak Yapı”dan mı İbaret?
- patikahukuk
- 6 gün önce
- 4 dakikada okunur
İmar Suçları ve Cezai Sorumluluk

(TCK, İmar Kanunu ve Özel Mevzuat Çerçevesinde Güncel Değerlendirme)
İmar suçları, yalnızca ruhsatsız yapı yapılmasıyla sınırlı olmayıp; şehir düzeninin korunması, kamu güvenliği, mülkiyet hakkının sınırlandırılması, kültürel mirasın devamlılığı ve idarenin denetim yetkisi gibi çok sayıda hukuki değeri ilgilendiren karmaşık bir ceza hukuku alanını ifade eder.
Uygulamada tek bir inşa faaliyeti, olayın gerçekleştiği alanın hukuki statüsüne ve fiilin niteliğine göre birden fazla suç tipini gündeme getirebilir. Bu nedenle imar suçlarında cezai sorumluluk, yalnızca kanun metinleriyle değil; yerleşik yargısal ölçütler doğrultusunda belirlenmektedir.
Bu yazıda imar suçları; hangi fiillerin suç teşkil ettiği, cezai sorumluluğun sınırları ve uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar çerçevesinde ele alınmaktadır.
İMAR KİRLİLİĞİNE NEDEN OLMA SUÇU (TCK m.184)
Ruhsatsız veya Ruhsata Aykırı Bina Yapılması
Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi uyarınca; yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsata aykırı biçimde bina yapan ya da yaptıran kişiler, imar kirliliğine neden olma suçundan cezai sorumlulukla karşı karşıya kalabilir.
Bu suçun oluşabilmesi için;
· Ruhsatsızlık veya ruhsata aykırılık bulunması,
· Yapılan imalatın bina niteliğinde olması,
· Fiilin belediye sınırları veya özel imar rejimine tabi alanlarda gerçekleşmesi
gerekmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi bakımından, 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış binalar, imar kirliliğine neden olma suçunun konusunu oluşturmaz.Bu nedenle, TCK m.184 kapsamında cezai değerlendirme, anılan tarihten sonra yapılan ya da bu tarihten önce başlanmakla birlikte sonradan tamamlanan bina niteliğindeki yapılar bakımından söz konusu olur.
Yapı ile Bina Arasındaki Fark (Cezai Sorumluluk Açısından)
İmar hukukunda “yapı” kavramı oldukça geniştir. Ancak ceza hukuku bakımından her yapı bina sayılmaz.
Bina;
· Kapalı alan oluşturan,
· Kendi başına kullanılabilen,
· İnsan veya eşya barındırmaya elverişli
yapıları ifade eder.
Bu nedenle yol, istinat duvarı, havuz, köprü, iskele, merdiven, temelsiz konteyner gibi imalatlar yapı niteliğinde olsa da bina sayılmadığından imar kirliliği suçunun konusunu oluşturmaz.
Bina Niteliğinin Belirlenmesinde Uygulama Kriterleri
Uygulamada bina niteliği;
· Taşıyıcı sisteme müdahale edilmesi,
· Yeni ve kapalı alan kazanımı sağlanması
ölçütlerine göre değerlendirilir.
İmalatın küçük veya büyük olması değil, hukuki fonksiyonunun ne olduğu önemlidir. Küçük bir kapalı alan dahi bina sayılabilirken, büyük bir açık imalat suç kapsamına girmeyebilir.
Hangi Durumlarda İmar Kirliliği Suçu Oluşmaz?
Aşağıdaki hâllerde genellikle cezai sorumluluk doğmaz:
· Balkon veya terasın cam ya da PVC ile kapatılması,
· Projeye uygun çatı yenilemeleri,
· Taşıyıcı sisteme müdahale içermeyen iç mekân düzenlemeleri,
· Temelsiz ve geçici nitelikteki yapılar,
· Belediye sınırları ve mücavir alan dışında kalan imalatlar.
Bu tür durumlar idari yaptırıma konu olabilir; ancak ceza hukuku bakımından suç teşkil etmez.
RUHSATSIZ İNŞAATA ELEKTRİK VEYA SU BAĞLANMASI (TCK m.184/2)
Bu suç tipi, ruhsatsız inşaat sürecinin idari yollarla desteklenmesini engellemeyi amaçlar. Suçun konusu tamamlanmış bina değil; devam eden ruhsatsız inşaattır.
Önemli olan husus, bağlantının fiilen yapılması değil; yetkili kişi tarafından bu bağlantıya izin verilmesidir. Dolayısıyla sorumluluk, hukuken engelleme yetkisi bulunan kişiler bakımından doğar.
Mevzuatta öngörülen geçici abonelik imkânları kapsamında yapılan bağlantılar ise hukuka uygun kabul edilir.
İSKÂNSIZ BİNALARDA SINAİ FAALİYETE İZİN VERİLMESİ (TCK m.184/3)
Yapı kullanma izni (iskan) alınmamış binalarda sınai faaliyete izin verilmesi de ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.
Bu suçta fail;
· Faaliyeti fiilen yürüten kişi değil,
· Bu faaliyete izin veren bina sahibi, kiraya veren veya yetkili kişidir.
İnşaat tamamlanmış olsa dahi, yapı kullanma izni alınmadan binanın hukuken faaliyete açılması mümkün değildir.
SİT ALANLARINDA VE KORUMA ALANLARINDA İZİNSİZ MÜDAHALE
(2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu)
Koruma altındaki taşınmazlar ve sit alanları, genel imar mevzuatından bağımsız olarak özel bir ceza rejimine tabidir. Bu alanlarda yapılacak her türlü inşai veya fiziki müdahale, ilgili koruma kurullarının iznine bağlıdır.
Bilme Unsuru ve Hukuki Güvenlik
Cezai sorumluluk için failin, taşınmazın koruma statüsünü bilerek hareket etmesi gerekir. İlan, tebliğ veya fiili durumdan haberdarlık somut biçimde ortaya konulmadan mahkûmiyet kurulamaz.
Ancak herkesçe tarihi niteliği bilinen alanlarda bu bilginin varlığı karine olarak kabul edilir.
Basit Tadilat – Esaslı Müdahale Ayrımı
Mevzuat, müdahaleleri;
· Esaslı inşai müdahaleler
· Basit tadilat ve tamiratlar
olarak ayırmakta; bu ayrım doğrudan cezanın ağırlığını etkilemektedir. Boya, bakım, cephe yenileme gibi işlemler çoğu zaman daha hafif yaptırıma tabidir.
İNŞAAT VE YIKIMDA EMNİYET TEDBİRLERİNE AYKIRILIK (TCK m.176)
İnşaat veya yıkım sırasında gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, zarar doğmasa dahi suç teşkil eder. Bu düzenleme, soyut tehlike suçu niteliğindedir.
Ancak ihmal sonucu yaralanma veya ölüm meydana gelmişse, artık bu hüküm değil; meydana gelen neticeye göre taksirli suç hükümleri uygulanır.
YAPI DENETİMİ SÜRECİNDE CEZAİ SORUMLULUK
(4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun)
Yapı denetim kuruluşları, teknik personel, müteahhit ve proje müellifleri bakımından öngörülen cezai sorumluluk, denetim sistemine özgü ihlallerle sınırlıdır.
Ancak denetim ihlali, bina niteliğinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılaşmaya yol açacak boyuta ulaşırsa, artık genel ceza hükümleri uygulanır.
MÜHÜR BOZMA SUÇU (TCK m.203)
Mühür, idarenin yasaklama iradesinin somut ifadesidir. Mührün kaldırılması veya konuluş amacına aykırı davranılması, fiziksel zarar olmasa dahi suç oluşturur.
Ancak mühürlemenin;
· Yetkili makamca,
· Hukuka uygun şekilde,
· Fiilen uygulanmış olması
zorunludur. Hukuken geçersiz veya fiilen uygulanmamış mühürler ceza sorumluluğu doğurmaz.
İMAR SUÇLARINDA CEZA HUKUKUNUN SINIRI
İmar hukukunda her aykırılık ceza hukuku kapsamına girmez. Ceza sorumluluğu;
· Bina niteliği,
· Alanın hukuki statüsü,
· Müdahalenin ağırlığı,
· Failin konumu
birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Bu nedenle imar suçlarıyla karşı karşıya kalan kişilerin, idari yaptırımlar ile cezai sorumluluğun sınırlarını doğru ayırt etmesi ve sürecin başında hukuki destek alması büyük önem taşır.
Not: Bu çalışma, imar suçlarına ilişkin genel hukuki çerçeveye dair bilgilendirme amacıyla kaleme alınmıştır. Somut olayın özelliklerine göre farklı hukuki sonuçlar doğabileceğinden, içerik hukuki danışmanlık veya yasal görüş niteliği taşımamaktadır.



Yorumlar