top of page

İcra Hukukunda Dijital Malvarlığı Değerlerinin Haczi Nasıl Gerçekleşir?

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 6 Oca
  • 4 dakikada okunur
İcra Hukukunda Dijital Malvarlığı Değerlerinin Haczi Nasıl Gerçekleşir?

Dijitalleşme, ekonomik değer kavramını yalnızca dönüştürmekle kalmamış; klasik malvarlığı anlayışının sınırlarını da önemli ölçüde genişletmiştir. Günümüzde ekonomik değer, artık yalnızca maddi varlıklara veya bankacılık sisteminde kayıtlı alacaklara indirgenememekte; tamamen dijital ortamda doğan, gelişen ve devredilebilen yeni hak ve gelir türlerini de kapsamaktadır. İçerik üreticilerinin dijital platformlardan elde ettikleri gelirler ile işletmelerin çevrim içi kimliğini temsil eden alan adları, bu dönüşümün en somut örnekleri arasında yer almaktadır.


Bu çalışma, Türk cebri icra hukukunun söz konusu dijital malvarlığı değerlerine yaklaşımını; Google ve YouTube gelirleri ile internet alan adlarının haczi bağlamında, güncel mevzuat, doktrinsel görüşler ve karşılaştırmalı hukuk deneyimleri ışığında ele almayı amaçlamaktadır.


DİJİTAL EKONOMİ VE CEBRİ İCRA HUKUKUNUN DÖNÜŞÜMÜ


Dijital ekonomi, borçlunun malvarlığının tespiti ve alacağın tahsili bakımından icra hukukunu klasik kalıpların ötesine taşımaktadır. Günümüzde borçlunun ekonomik gücü yalnızca taşınır ve taşınmaz mallarla ya da banka hesaplarıyla sınırlı değildir. Süreklilik arz eden platform gelirleri, çevrim içi hizmetlerden doğan alacaklar ve dijital varlıklar, alacaklı açısından önemli birer tahsil kaynağı haline gelmiştir.


Özel hukukun temel prensiplerinden biri olan borçlunun tüm malvarlığıyla sorumluluğu ilkesi gereğince, para ile ölçülebilen ve hukuken devri mümkün olan tüm hak ve alacakların haczedilebilir olduğu kabul edilmektedir. Ancak dijital malvarlığı değerlerinin hukuki niteliğinin açık ve yeknesak biçimde tanımlanmamış olması, icra uygulamasında ciddi belirsizlikler doğurmaktadır.


I. DİJİTAL MALVARLIĞI KAVRAMI VE HACZEDİLEBİLİRLİĞİN SINIRLARI


Dijital malvarlığı; fiziksel bir varlığı bulunmayan, dijital ortamda varlık kazanan ve ekonomik değeri olan hak, alacak ve menfaatleri ifade eder. Sosyal medya ve platform gelirleri, alan adları, kripto varlıklar ve dijital hizmet sözleşmelerinden doğan alacaklar bu kapsama girmektedir.

Türk hukukunda dijital malvarlığına özgü, bütüncül bir düzenleme henüz mevcut değildir. Bu nedenle haczedilebilirlik meselesi, İcra ve İflas Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmek zorundadır. İİK m. 82’de haczi caiz olmayan mal ve haklar sınırlı şekilde sayılmış olup, bu düzenleme dışında kalan ve ekonomik değer taşıyan tüm hak ve alacaklar kural olarak hacze elverişli kabul edilmektedir.


Bu bağlamda dijital bir değerin haczedilebilirliği bakımından iki temel ölçüt öne çıkmaktadır:

– Ekonomik değer taşıması (para ile ölçülebilirlik)– Hukuken devredilebilir olması

Google ve YouTube gelirleri bu ölçütleri büyük ölçüde karşılarken, alan adları hukuki nitelikleri itibarıyla daha karmaşık bir görünüm arz etmektedir.


II. GOOGLE VE YOUTUBE GELİRLERİNİN HACZİ


A. Platform Gelirlerinin Hukuki Niteliği

Google AdSense ve YouTube İş Ortağı Programı kapsamında elde edilen gelirler, içerik üreticisi ile Google arasında kurulan sözleşmesel ilişkiye dayanır. Reklam gösterimi, izlenme sayıları ve ödeme eşiği gibi koşulların gerçekleşmesiyle birlikte, içerik üreticisi lehine bir alacak hakkı doğmaktadır.

Bu yönüyle platform gelirleri, borçlunun üçüncü bir kişide bulunan alacağı niteliğindedir ve klasik anlamda bir para alacağı olarak borçlunun malvarlığına dâhildir.


B. İcra ve İflas Kanunu Çerçevesinde Haciz Usulü

Google ve YouTube gelirlerinin haczi, İİK m. 89 uyarınca üçüncü kişilerdeki alacakların haczi prosedürü kapsamında gerçekleştirilmektedir. İcra dairesi tarafından Google’a gönderilen haciz ihbarnamesi ile, borçluya yapılması gereken ödemenin icra dosyasına yönlendirilmesi talep edilir.

Uygulamada en önemli sorun, bu alacakların çoğu zaman henüz doğmamış veya muaccel hale gelmemiş olmasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, gelecekte doğması muhtemel alacaklar üzerine gönderilen haciz ihbarnameleri hukuki sonuç doğurmamaktadır. Bu durum, alacaklıların platform gelirlerini etkin biçimde haczedebilmek için belirli aralıklarla yenilenen haciz taleplerinde bulunmalarını zorunlu kılmaktadır.


Bununla birlikte, Türkiye’de faaliyet gösteren dijital platformlara temsilcilik ve muhataplık yükümlülüğü getiren güncel düzenlemeler, haciz ihbarnamelerinin tebliği bakımından uygulamayı kısmen kolaylaştırmıştır.


III. İNTERNET ALAN ADLARININ HACZİ

A. Alan Adlarının Hukuki Niteliği Sorunu

Alan adları, bir internet sitesinin erişim adresi olmanın ötesinde, yüksek ticari değere sahip dijital varlıklardır. Doktrinde alan adlarının hukuki niteliği konusunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. Bu yaklaşımlar genel olarak şu başlıklar altında toplanmaktadır:


– Fikri mülkiyet hakkı niteliği taşıdığı görüşü– Mutlak hak olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü– Kayıt kuruluşu ile tescil ettiren arasındaki sözleşmeden doğan nispi bir hak olduğu görüşü

Türk yargı uygulamasında alan adları çoğunlukla marka hukuku ve haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ele alınmakta; cebri icra hukuku bakımından ise açık ve istikrarlı bir nitelendirme henüz ortaya konulmamaktadır.


B. Karşılaştırmalı Hukukta Alan Adı Haczi

Alman hukukunda Federal Mahkeme (BGH), alan adını tescil ettirenin kayıt kuruluşuna karşı sahip olduğu sözleşmesel hakların bir bütünü olarak kabul etmiş ve bu hakkın haczedilebilir olduğuna karar vermiştir. Bu yaklaşım, alan adını maddi bir eşya gibi değil, devredilebilir bir malvarlığı hakkı olarak ele alması bakımından öğretici niteliktedir.


Amerikan hukukunda ise alan adı haczi daha çok kamu hukuku yaptırımı ve fikri mülkiyet ihlalleriyle mücadele aracı olarak kullanılmaktadır. Federal makamlar, mahkeme kararlarıyla alan adlarının DNS kayıtlarını kontrol altına alabilmekte; ancak bu uygulamalar ifade özgürlüğü ve adil yargılanma ilkeleri bakımından yoğun eleştirilere de konu olmaktadır.


C. Türk Hukuku Bakımından Değerlendirme

Türk hukuku açısından alan adlarının haczinde, Alman hukukunda benimsenen sözleşmesel hak yaklaşımının kıyasen uygulanması daha isabetli görünmektedir. “Alan adının, tescil ettirenin kayıt kuruluşuna karşı sahip olduğu, ekonomik değeri bulunan ve devri mümkün bir hak olarak nitelendirilmesi halinde, bu hakkın İcra ve İflas Kanunu’nun 85. maddesinde düzenlenen ‘borçlunun alacak ve haklarının haczi’ kapsamında hacze elverişli olduğu kabul edilebilir. 


Bununla birlikte, alan adının haczedilebilirliğinin kabulü, paraya çevrilme usulünün ve satış mekanizmasının açık olduğu anlamına gelmemekte; bu noktada İİK m.106 ve devamı hükümlerinin dijital haklar bakımından yetersiz kaldığı görülmektedir.


Ancak bu yaklaşımın sağlıklı biçimde uygulanabilmesi için; yetkili icra dairesinin belirlenmesi, haciz müzekkeresinin muhatabı, TRABİS’in sürece dâhil edilme biçimi ve haczedilen hakkın paraya çevrilme usulü gibi hususlarda açık bir yasal çerçevenin oluşturulması gerekmektedir.


IV. TÜRK YARGI UYGULAMASININ GENEL DEĞERLENDİRİLMESİ

Yargıtay, dijital malvarlığı değerlerine ilişkin uyuşmazlıklarda ağırlıklı olarak klasik icra hukuku prensiplerini uygulamakta; ancak platform gelirleri ve alan adlarının haczine özgü net ve yönlendirici kriterler henüz geliştirilmiş değildir. Bu durum, icra daireleri arasında uygulama farklılıklarına yol açmakta ve hukuki öngörülebilirliği zayıflatmaktadır.


Sonuç olarak dijitalleşme, icra hukukunda hem kavramsal hem de yapısal bir güncellemeyi zorunlu kılmaktadır. Google ve YouTube gelirlerinin üçüncü kişilerdeki alacakların haczi yoluyla takibi, mevcut mevzuat kapsamında mümkün olmakla birlikte, gelecekte doğacak alacaklara ilişkin sorunları bütünüyle çözememektedir.


Alan adlarının haczi bakımından ise hukuki niteliğin açık biçimde belirlenmesi ve özel bir haciz usulünün öngörülmesi kaçınılmaz görünmektedir. Dijital malvarlığı değerlerine özgü açık ve sistematik düzenlemeler yapılmadığı sürece, uygulamadaki belirsizliklerin devam etmesi ve alacaklı–borçlu dengesi bakımından yeni sorunların ortaya çıkması muhtemeldir.


Bu çerçevede, dijital varlıkların tanımı, haczi ve paraya çevrilmesine ilişkin açık, öngörülebilir ve teknolojik gelişmelere uyumlu bir icra rejiminin oluşturulması, Türk icra hukukunun güncel ve kaçınılmaz ihtiyaçları arasında yer almaktadır.


KAYNAKLAR


Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

Yorumlar


İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page