İcra Dosyasında Sessiz Hak Kaybı Mümkün mü?
- patikahukuk
- 3 gün önce
- 4 dakikada okunur

İcra ve İflas Hukuku, alacaklının alacağına etkin bir şekilde ulaşmasını sağlarken borçlunun haklarını korumayı hedefleyen hassas dengeler bütünü olarak bilinir. Bu hukuk dalında en fazla tartışma yaratan süreçlerden biri, haczedilen malların paraya çevrilmesi – yani satış aşaması – olmuştur. Satış sürecine ilişkin nizami ve mali yükümlülükler, uzun yıllar icra dairelerindeki dosyaların birikmesine, uygulamada tereddütlere ve gecikmelere yol açmıştır.
7343 sayılı Kanun 2021 yılında yürürlüğe girmiş olsa da, satış giderlerine ilişkin düzenlemelerin icra uygulamasındaki gerçek etkisi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025 tarihli kararıyla netleşmiştir. Bu karar, özellikle eski takip dosyalarında satış giderlerinin tamamlanmaması hâlinde ortaya çıkan hak kayıplarını yeniden gündeme taşımış ve icra hukukunda zaman yönünden uygulama tartışmalarını güncel bir boyuta taşımıştır.
Eskiden Bugüne Satış Gideri Usullerinde Değişim
1. Önceki Sistem: Kısmi Avans ve Bildirim Kültürü
Eskiden satış talebinde bulunan alacaklı, satışla ilgili giderlerin yalnızca küçük bir kısmını avans olarak yatırırdı. Ardından icra müdürlüğü, kalan gider için bir bildirim (muhtıra) çıkarır, alacaklıya belirli bir ek süre tanınırdı. Bu süreç, uygulamada esnek kabul edilir ve eksik giderin tamamlanmadan satış talebinin geçersiz sayılması nadiren uygulanırdı.
Bu model, alacaklı için hukuki güvenlik sağlarken icra dairelerinin yükünü artırmakta; giderlerin eksikliği nedeniyle dosyalar süresiz beklemekteydi.
2. 7343 Sayılı Kanun ile Yenilik: Peşin Tam Ödeme Zorunluluğu
7343 sayılı Kanun, İİK m.106/3 hükmüne eklediği ifade ile satış talebiyle birlikte tüm satış giderlerinin peşin ve eksiksiz yatırılmasını zorunlu hale getirmiştir. Böylece satış talebinin geçerlilik şartı, giderlerin tam olarak yatırılmasından geçirilmiştir. Bu yeni yaklaşım, icra uygulamasını disipline etmeyi ve dosya akışını hızlandırmayı amaçlamaktadır.
Aynı kapsamda, giderlerin belirlenmesi için Adalet Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu “Satış Giderleri Tarifesi” düzenlemesi yapılmıştır. Tarife’ye göre satış giderleri, elektronik satış sistemine geçiş tarihine göre belirlenmektedir.
Geçiş Hükümleri: Kanun ve Tarifenin Zaman Uyumu
1. Genel Kural: Geçiş Öncesi Durumda Eski Usul
7343 sayılı Kanun’un İİK Geçici Madde 18/2 hükmü, elektronik satış uygulamasına geçilmeden önce konulan hacizlerde, değişiklikten önceki kuralların uygulanmaya devam edeceğini belirtir. Bu yaklaşım, eski takiplerin yürürlük tarihinden sonra otomatik olarak yeni kurallara tabi olmaması gerektiğini kabul eder.
2. Özel Durum: Satış Giderlerinin Tamamlanması (Geçici Md. 18/3)
İcra uygulamasında esas tereddüt, Geçici Madde 18/3’ün yorumlanmasından kaynaklanmıştır. Bu hüküm şöyle özetlenebilir:
Tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten önce satış istemiş ancak giderleri tam yatırmamış alacaklılar, tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde giderleri tamamlamak zorundadır. Aksi takdirde, satış talebi “yapılmamış” sayılır.
Bu düzenleme, kanun koyucunun satış giderlerinin eksiksiz ödenmesinin önemine verdiği önemi net bir şekilde ortaya koysa da, hem uygulamada hem de doktrinde farklı yorumlara kapı aralamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2025/685 Sayılı Kararı: Uyuşmazlık ve Çözüm
1. Olay ve Uyuşmazlık
Somut olayda alacaklı, borçluya ait taşınmazlar için 2016’da haciz koydurmuş ve küçük bir avans yatırmıştı. 2022’de Tarife yürürlüğe girdiğinde gider tamamlanmamıştı. 2023’te alacaklı işlemlere devam etmek isteyince, icra müdürlüğü süresinde gider tamamlanmadığı gerekçesiyle satış talebinin yapılmamış sayılmasına karar verdi.
İlk derece mahkemesi icra müdürlüğünü haklı bulurken, istinaf bölge mahkemesi eski düzenin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlık Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşınmıştır.
2. Çoğunluk Görüşü: Kanun Lüzumsuz Bildirim Aramaz
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çoğunluk görüşü ile şunu vurgulamıştır:
· Geçici Md. 18/3, açık ve özel bir düzenlemedir.
· Bu özel kural, geneli (Md. 18/2) dışlar.
· Kanunda bir muhtıra veya bildirim zorunluluğu öngörülmemiştir, bu nedenle ilave bir yükümlülük icra müdürlüğüne yüklenemez.
· Tarife yürürlüğe girdiğinde alacaklının bu yeni yükümlülüğü takip etmesi gerekir.
Buna göre, süreç takip edilmez ve gider tamamlanmazsa satış talebi vaki sayılmaz.
3. Karşı Oy ve Hukuki Eleştiri: Uygulamasal İmkânsızlık ve Belirsizlik
Kararın karşı oy yazısında önemli eleştiriler ileri sürülmüştür:
· Kanun, giderlerin Tarife’ye göre tamamlanmasını öngörürken, Tarife kendisi bu dosyaya uygulanmayacağını belirtmektedir.
· Elektronik satış sistemine henüz geçilmemiş yerlerde Tarife uygulanmadığı için, alacaklı ne kadarlık gider yatıracağını hukuken bilme imkânına sahip değildir.
· Böyle bir durumda alacaklıyı yerine getiremeyeceği bir yükümlülüğe tabi kılmak, hukuki belirlilik ilkesine aykırı olabilir.
Bu eleştiri, icra uygulamasında somut sorunların hâlâ çözüm beklediğini göstermektedir.
Değerlendirme: Uygulama ve Hukuki Güvenlik Arasında İnce Çizgi
1. İcra Pratiğinde Netlik İhtiyacı
Yargıtay kararının netleştirdiği temel husus, kanunda açıkça yazmayan bir bildirim yükümlülüğü olmadığıdır. Bu uygulama, icra işlemlerinde öngörülebilirliği ve disiplinli takibi teşvik etmektedir.
Ancak, kanun ile Tarife arasındaki zaman uyumsuzluğu ve pratikte ortaya çıkan belirsizlikler, hukuki güvenlik ilkesine ters düşebilir. Uygulamada, alacaklının ne kadar ödeme yapacağını net şekilde bilemediği durumlarda, bu talebin “yok sayılması” ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
2. Hak Arama Özgürlüğü ve Kanunların Gerçekçi Uygulanması
Bir diğer değerlendirme alanı, hak arama özgürlüğü ile kanunların uygulanabilirliği arasındaki denge üzerinedir. Hukuki güvenlik ilkesi, bir bireyin kanuni yükümlülüklerini önceden tahmin edebilmesini zorunlu kılar. Kanun ile ona bağlı düzenlemelerin çelişmesi halinde bu ilke zedelenebilir.
Bu noktada, normlar arasında uyum sağlamak için yargı kararları kadar uygulama kılavuzlarının yenilenmesi ve icra dairelerine iletişimli eğitim verilmesi de önemlidir.
Kural Net, Ama Uygulama Karmaşık
Sonuç olarak:
· 7343 sayılı Kanun, satış giderleri konusunda daha disiplinli bir sistem benimsemiştir.
· Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu disiplinin uygulanmasını destekleyen bir yorumu benimsemiştir.
· Bununla birlikte, kanun–tarife uyumsuzluğu ve uygulamadaki belirsizlikler, dikkate alınması gereken hukuki sorunlar olarak hâlâ varlığını korumaktadır.
Bu kararla birlikte icra dairelerinde uygulama netleşme yoluna gitse de, norm uyumu ve hukuki öngörülebilirlik açısından ek düzenlemelere veya mevzuat açıklamalarına ihtiyaç devam etmektedir.
Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.



Yorumlar