top of page

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 6 Oca
  • 3 dakikada okunur
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Taşınmaz Üzerindeki Yapıların Hukuki Konumu ve Güncel Uygulama

Taşınmaz hukuku uygulamasında sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, bir arazi üzerinde sonradan meydana getirilen yapıların veya dikili unsurların kim tarafından yapıldığının belirlenmesine ilişkindir. Özellikle paylı mülkiyet ilişkilerinde, kamulaştırma süreçlerinde ve kentsel dönüşüm uygulamalarında, yapı bedelinin kime ait olacağı sorunu ciddi hukuki ihtilaflara yol açmaktadır.


Bu ihtilafların çözümünde başvurulan muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmazın mülkiyetinden bağımsız olarak, yapı veya dikili unsurun kimin emeği ve masrafıyla meydana getirildiğini ortaya koymayı amaçlayan, sınırlı ve istisnai nitelikte bir tespit davasıdır.


Muhdesat Kavramı ve Kapsamı

Muhdesat, bir taşınmaz üzerinde sonradan meydana getirilen ve kalıcı nitelik taşıyan yapı, tesis veya dikili unsurları ifade eder. Binalar, müştemilatlar, depolar, kuyular, sundurmalar, seralar ve dikili ağaçlar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Türk Medeni Kanunu’nun benimsediği sistem gereği, bu tür unsurlar bulundukları taşınmazın bütünleyici parçası sayılır ve kural olarak arsa malikinin mülkiyetine dâhil olur.


Bununla birlikte, uygulamada taşınmaz malikinden farklı bir kişinin kendi emeği ve masrafıyla bu tür yapılar meydana getirdiği durumlarla da sıkça karşılaşılmaktadır. İşte bu noktada, muhdesatın kime ait olduğunun tespiti, özellikle ekonomik değer paylaşımı bakımından önem kazanmaktadır. Kolaylıkla sökülüp taşınabilen, kalıcı nitelik taşımayan prefabrik yapılar veya mobil evler ise muhdesat kapsamında değerlendirilmez.


Muhdesatın Hukuki Niteliği ve Aidiyet Meselesi

Muhdesat, eşya hukuku anlamında taşınmazdan bağımsız bir mülkiyet hakkı doğurmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında muhdesat, taşınmaz mülkiyetinden ayrı bir aynî hak olarak değil, belirli şartlar altında kişisel hakka konu olabilecek bir değer olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi bir mülkiyet tespiti davası değildir.


Bu davada mahkeme, yapının kime ait olduğunu değil, yapının kim tarafından meydana getirildiğini belirler. “Aidiyet” kavramı burada mülkiyeti değil, emeği ve masrafı ifade eder. Yargıtay uygulamasında muhdesatın mülkiyetinin tespiti istemi reddedilmekte, buna karşılık muhdesatın kim tarafından yapıldığının tespitine yönelik talepler kabul edilmektedir.


Davanın Amacı ve Uygulamadaki İşlevi

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının temel amacı, ileride doğacak veya hâlihazırda devam eden bir hukuki süreçte yapı bedelinin kime ödeneceğini netleştirmektir. Bu yönüyle dava, özellikle ortaklığın giderilmesi davaları, kamulaştırma işlemleri ve kentsel dönüşüm uygulamalarıyla doğrudan bağlantılıdır.


Mahkeme tarafından verilen tespit kararı, doğrudan icra edilebilir nitelikte olmamakla birlikte, satış bedelinin paylaştırılması, kamulaştırma bedelinin ödenmesi veya taraflar arasındaki mali dengenin kurulması açısından belirleyici bir rol oynar. Bu nedenle dava, çoğu zaman asıl uyuşmazlığa hazırlık niteliği taşımaktadır.


Tespit Davası Olmasının Hukuki Sonuçları ve Hukuki Yarar Şartı

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında bir tespit davasıdır. Bu sebeple davanın açılabilmesi için davacının güncel, somut ve hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması zorunludur. Yargıtay, bu davaların ancak istisnai hâllerde açılabileceğini, soyut veya geleceğe yönelik ihtimallere dayanılarak dava açılamayacağını kabul etmektedir.


Uygulamada hukuki yararın varlığı genellikle ortaklığın giderilmesine ilişkin bir davanın bulunması, taşınmazın kamulaştırma sürecine girmiş olması veya kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmesi hâllerinde kabul edilmektedir. Bu tür süreçler bulunmaksızın açılan muhdesat tespit davaları ise çoğunlukla hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle reddedilmektedir.


İspat Yükü ve Delillerin Değerlendirilmesi

Muhdesatın kendisi tarafından yapıldığını iddia eden taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Mahkeme, muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğini belirlerken tarafların sunduğu delilleri serbestçe takdir eder. Tanık beyanları, inşaata ilişkin sözleşmeler, fatura ve ödeme belgeleri, ruhsat ve izinler, eski tarihli fotoğraflar ile bilirkişi raporları bu davalarda en sık başvurulan delillerdir.


Bilirkişi incelemesi, yapının kalıcı nitelikte olup olmadığı, yaklaşık yapım tarihi, kullanılan malzeme ve yapının taşınmaza kattığı değer açısından büyük önem taşır. Hakim, bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte değerlendirerek karar verir.


Taraflar, Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bu dava, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini kabul etmeyen taşınmaz maliklerine veya paydaşlara karşı açılır. Muhdesat iddiasını açıkça kabul eden kişilere karşı dava açılmasına gerek bulunmamaktadır. Taraf teşkilinin eksik olması hâlinde mahkeme, bu eksikliğin giderilmesi için süre verir.


Muhdesatın aidiyetinin tespiti davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Yetki, kesin yetki niteliği taşımaktadır.


Davanın Sonucu ve Etkileri

Mahkeme tarafından verilen karar, muhdesatın kim tarafından meydana getirildiğini tespit eder. Bu karar mülkiyet devri sağlamaz ve doğrudan icrai bir sonuç doğurmaz. Ancak taşınmazın satılması, kamulaştırılması veya ortaklığın giderilmesi hâlinde, elde edilecek bedelin paylaştırılmasında belirleyici olur.


Bu yönüyle muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, maddi sonuçlarını dolaylı olarak doğuran, ancak hukuki etkisi son derece güçlü olan bir dava türüdür.


Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, taşınmaz hukukunda dar çerçevede uygulanmasına rağmen, özellikle ekonomik değer paylaşımı açısından büyük önem taşımaktadır. Yanlış zamanda veya hukuki yarar bulunmaksızın açılması hâlinde davanın reddi söz konusu olabileceğinden, dava açılmadan önce somut olayın dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir.


Uygulamadaki içtihat yoğunluğu ve teknik detaylar dikkate alındığında, bu tür uyuşmazlıklarda gayrimenkul hukuku alanında uzman bir hukukçudan destek alınması, sürecin sağlıklı yürütülmesi ve hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.


Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

Yorumlar


İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page