top of page

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçu: TCK m.116 Kapsamı ve Uygulama

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 25 Ağu
  • 3 dakikada okunur
ree

I. Konut Dokunulmazlığının Hukuki Anlamı

Konut, yalnızca barınma amacıyla kullanılan fiziki bir mekân olmanın ötesinde, bireyin kendini güvende hissettiği, sınırlarını bizzat belirlediği ve yaşamını şekillendirdiği özel bir alanı ifade eder. Hukuken konut dokunulmazlığı, mülkiyet hakkından farklı olarak, insan onurunun ve kişisel özgürlüklerin bir yansımasıdır. Bu nedenle, bir kimsenin konutuna izinsiz girilmesi veya rızası olmaksızın orada bulunulmaya devam edilmesi, salt mekânsal bir ihlal değil; bireyin özel alanı üzerindeki hâkimiyetine doğrudan yönelmiş bir saldırıdır.


Konut kavramı, kişinin fiilen yaşadığı evle sınırlı olmayıp; onun tasarrufu altında bulunan, iradesine tabi herhangi bir taşınmazı da kapsar. Henüz yerleşilmemiş bir daire, yazlık veya belirli dönemlerde kullanılan bir bağ evi de bu kapsama girebilir. Burada ölçüt, mekânın kullanım sıklığından ziyade, üzerinde hâkimiyet kurma iradesinin varlığıdır.


II. TCK m.116’da Konut Dokunulmazlığı Suçu

1. Temel Düzenleme (Birinci Fıkra)

Türk Ceza Kanunu’nun 116/1 maddesi uyarınca:

“Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Bu hüküm iki ayrı eylemi kapsar:

·         Mağdurun rızası olmaksızın konuta veya eklentilerine girmek,

·         Başlangıçta rıza ile girilmiş olsa dahi, rızanın geri çekilmesine rağmen konutta kalmaya devam etmek.

Suçun oluşması için cebir, tehdit veya başka bir zorlama şart değildir. Rızaya aykırı fiil tek başına yeterlidir. Cebir veya tehdit ise suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak 116/4’te ayrıca düzenlenmiştir.


2. İşyeri ve Eklentilerine İlişkin Düzenleme (İkinci Fıkra)

Madde 116/2, konut yerine işyerine yönelik izinsiz müdahaleleri düzenler. İşyeri, konuta kıyasla daha az mahrem kabul edildiğinden ceza alt sınırı daha düşüktür. Ancak “herkesin serbestçe girebildiği alan” kavramı, işyerinin tamamı için geçerli değildir. Örneğin; mağazanın satış alanı serbest girişe açık kabul edilirken, depo, muhasebe odası veya personel odası gibi bölümler açık rıza aranmaksızın girilebilecek yerler değildir.


3. Ortak Kullanım Alanlarında Rıza (Üçüncü Fıkra)

TCK 116/3, bir konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından kullanıldığı hâllerde, bu kişilerden birinin rızasının yeterli olacağını, ancak bu rızanın meşru amaca dayanması gerektiğini düzenler.Örneğin:

·         Aynı evde yaşayan kardeşlerden birinin daveti meşru ise ihlal oluşmaz.

·         Evlilik birliği içinde, diğer eşin bilgisi ve rızası olmadan, evlilik dışı bir ilişkinin tarafının konuta alınması ise “meşru rıza” sayılmaz.

·         Boşanma sürecinde mahkemece konutun kullanımına ilişkin özel bir karar verilmemişse, eşlerin eşit hakkı bulunur; ancak rızanın kötüye kullanılması hâlinde ihlal söz konusu olabilir.

Burada belirleyici ölçüt, ortak kullanımın niteliği ve rızanın veriliş amacı ile kapsamıdır.


4. Ağırlaştırıcı Hâller (Dördüncü Fıkra)

116/4, fiilin cebir, tehdit veya gece vakti işlenmesi hâlinde cezanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olacağını öngörür. Gece vakti, mağdurun savunma imkânının zayıflığı ve güvenlik duygusunun kırılganlığı nedeniyle daha ağır yaptırımla karşılanır. Cebir veya tehdit ise konut dokunulmazlığının ötesinde, mağdurun iradesine doğrudan yönelen saldırılar olarak değerlendirilir.


III. Konut Dokunulmazlığı ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun İlişkisi

Konut dokunulmazlığı ihlali ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m.109) bazı olaylarda aynı fiil içinde birleşebilir. Failin:

·         Konuta rıza dışı girmesi,

·         Konut içinde mağdurun çıkmasını engellemesi,hem konut hakkını hem de özgürlük hakkını ihlal edebilir.

Yargıtay uygulamasına göre; cebir, tehdit veya hile ile yapılan konut müdahalesi, mağdurun hareket serbestisini ortadan kaldırıyorsa, her iki suç bakımından da sorumluluk doğar. Ancak eylem sadece konut hakkına yönelmiş, mağdurun fiziksel özgürlüğünü doğrudan etkilememişse, yalnızca TCK m.116 uygulanır.


IV. Değerlendirme ve Sonuç

Konut dokunulmazlığı, bireyin özel hayatının gizliliğini ve kişisel özgürlüğünü birlikte koruyan bir haktır. Sınırları yalnızca fiziksel mekânla çizilmez; esasen bireyin konut üzerindeki iradesine yönelen her ihlal bu kapsamda değerlendirilir. Ceza hukuku, rızaya aykırı her müdahaleyi yaptırım altına alarak, kişinin kendi alanında özgürce var olabilmesini güvence altına alır.

Kanaatimizce; konut dokunulmazlığı ihlali, yalnızca “bir yere izinsiz girme” meselesi değildir. Bu eylem, bireyin toplum içindeki güven hissini, yaşam tarzını ve kendi alanını belirleme hakkını doğrudan etkileyen bir özgürlük ihlalidir. Bu nedenle, uygulamada her olayın rıza, mekânın niteliği ve eylemin amacı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.

 

 

Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

Yorumlar


İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page