top of page

Borç Müzakeresi Yazı Dizisi – 3. Borç Müzakeresi Süreci KOBİ’ler İçin İpuçları

  • Yazarın fotoğrafı: patikahukuk
    patikahukuk
  • 28 Nis
  • 9 dakikada okunur

Türkiye’de KOBİ Borç Yapılandırma ve Müzakere Süreçlerinin 2024-2025 Güncel Durumu

ree

Küçük ve Orta Büyüklükte İşletmeler (KOBİ’ler), ekonomik dalgalanmalardan en çok etkilenen kesim olup borç yüklerini yönetmekte zaman zaman zorluk yaşamaktadır. 2024-2025 itibarıyla, KOBİ’lerin borç yapılandırma ve alacaklılarla müzakere konusundaki yaklaşımları, yeni mevzuat düzenlemeleri ve güncel uygulamalar ışığında şekillenmektedir. Son yıllarda yürürlüğe giren yasal düzenlemeler – örneğin 2018’de yeniden uygulamaya konan konkordato müessesi ve 2019’da başlayan zorunlu arabuluculuk – bu süreçlerin dinamiklerini değiştirmiştir. Nitekim 2024 yılında konkordato başvuruları rekor seviyeye ulaşmış, yıl genelinde 1.723 firma ve şahıs konkordato talebinde bulunmuştur​.


Finansmana erişimdeki zorluklar ve sıkı para politikası koşulları, firmaları faaliyetlerini sürdürebilmek için borçlarını yeniden yapılandırmaya yöneltmektedir​.

Bu bağlamda, alacaklılarla erken müzakere, ödeme planı oluşturma, borçları önceliklendirme stratejileri, hukuki destek alma ve arabuluculuk mekanizması gibi başlıkların her biri güncelliğini korumakta, hatta yeni yasal çerçevelerle desteklenmektedir. Aşağıda, bu konuların her biri 2024-2025 itibarıyla mercek altına alınmış ve resmi mevzuat ile akademik/uzman görüşleri doğrultusunda incelenmiştir.


Alacaklılarla Erken Müzakere


KOBİ’lerin borç sorunu yaşaması halinde alacaklılarla vakit kaybetmeden iletişime geçerek erken müzakereye başlaması, halen en geçerli stratejilerin başında geliyor.


2024 itibarıyla bu yaklaşım güncelliğini korumakla kalmıyor, hukuki mekanizmalarca da teşvik ediliyor. Erken müzakere; borçlunun ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda dava veya icra safhasına gelinmeden alacaklılarla uzlaşma zemini aranması anlamına gelir. Böylece işletme, itibarını koruma ve ilişkide olduğu banka, tedarikçi gibi paydaşlarla güven tesis etme şansı bulur. Uzmanlar, bu süreçte şeffaf iletişim kurularak borçlu işletmenin mali durumunun alacaklılara açıkça anlatılmasını ve karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm aranmasını önermektedir​. Örneğin uzun süredir birlikte çalışılan kritik tedarikçilere, ödeme vadesinin uzatılması talebi ile gitmek, her iki tarafın da menfaatine olabilecek bir erken müzakere adımıdır​.


Erken müzakerenin önemi, güncel resmi uygulamalarda da görülmektedir. Zorunlu arabuluculuk uygulaması (aşağıda detaylandırılmıştır) sayesinde, aslında alacaklı ve borçlu daha dava açılmadan önce bir masa etrafında çözüm aramaya yönlendirilmektedir. 2019’dan bu yana ticari alacak uyuşmazlıklarında mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya gitmek şarttır​. Bu yasal zorunluluk, fiilen erken müzakereyi kurumsal bir süreç haline getirmiştir. 2023 yılı yasal değişiklikleriyle birlikte, icra takibine itirazın iptali gibi alacak davaları da arabuluculuğa tabi tutulmuş ve kapsam genişletilmiştir​. Dolayısıyla KOBİ’lerin, alacaklılarla mümkün olan en erken aşamada temasa geçerek borç yapılandırma konusunda iyi niyetli girişimde bulunmaları, günümüz koşullarında hem tavsiye edilen bir davranış hem de hukuk düzeni tarafından desteklenen bir zorunluluktur.


Ödeme Planı Oluşturma ve Borç Yapılandırma


Borçların kontrollü şekilde ödenebilmesi için ödeme planı oluşturmak ve gerektiğinde borçları yeniden yapılandırmak, 2024-2025’te de kritik önemini korumaktadır. Gerek özel sektör alacaklarına gerekse kamu borçlarına ilişkin yapılandırma imkânları bulunmaktadır. KOBİ’ler açısından, alacaklılarla yapılacak görüşmelerde gerçekçi bir ödeme takvimi sunmak ve nakit akışlarına uygun bir taksitlendirme planı üzerinde anlaşmak esastır. Yapılan bir saha araştırmasına göre, KOBİ’lerin 2017-2020 arasında en fazla önem verdikleri finansal konuların başında %57,9 ile ödeme planı oluşturma geldiği tespit edilmiştir.


Bu durum, ödeme planlamasının KOBİ’ler için ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.

Özel sektör alacakları yönünden, bankalara olan kredi borçlarının yeniden yapılandırılması için 2018’den beri uygulanan bir finansal yeniden yapılandırma (FYY) çerçevesi mevcuttur. Bankacılık Kanunu’na eklenen geçici madde ile tanımlanan bu çerçevede, borçlu şirketlerin bankalar ile bir çerçeve anlaşması yaparak kredilerini vadeye yayma veya belirli şartlarda yeniden yapılandırma imkânı vardır​ *


2019’da büyük ve küçük ölçekli şirketler için ayrı FYY çerçeveleri devreye alınmış ve 25 milyon TL altı kredi borcu olan KOBİ’ler de bu kapsama dâhil edilmiştir​*


2021 yılında yapılan düzenleme ile küçük ölçekli yapılandırma kapsamının borç tutarı limiti 25 milyon TL’den 100 milyon TL’ye çıkarılmıştır​*


Temmuz 2023 itibarıyla FYY çerçevesinde toplam 399 firma (küçük ve büyük ölçekli) yaklaşık 142 milyar TL tutarında kredisini yeniden yapılandırmıştır* Uygulamanın süresi gelen torba kanunlarla uzatılmaktadır. Nitekim Aralık 2023’te çıkarılan 7491 sayılı Kanun ile finansal yeniden yapılandırma hükümlerinin 2 yıl daha (2025 sonuna kadar) yürürlükte kalması sağlanmış, Cumhurbaşkanına bu süreyi 2 yıl daha uzatma yetkisi tanınmıştır​. Bu sayede bankalara borcu olan şirketler, 2025’e kadar çerçeve anlaşmalar kapsamında borçlarını hızlı ve pratik şekilde yeniden yapılandırma olanağını kullanmaya devam edebilecektir​. Ancak bu mekanizmanın uygulamada sınırlı kaldığı, özellikle KOBİ’lerin FYY’ye başvurusunun düşük düzeyde olduğu yönünde değerlendirmeler de mevcuttur​*


Kamuya olan borçlar için de belirli aralıklarla yapılandırma kanunları çıkarıldığı görülmektedir. Son yıllarda 7256 (2020), 7326 (2021) gibi kanunlarla vergi, sigorta primi, idari para cezaları gibi borçlara taksit imkânı getirilmiştir.


7440 sayılı Kanun, 2023’te yürürlüğe girerek vergi ve SGK prim borçlarından trafik cezalarına kadar uzanan geniş bir yelpazedeki kamu alacaklarına faiz indirimli taksitlendirme olanağı sunmuştur. 08 Şubat 2025’te yayımlanan Genel Tebliğ (Seri No: 8), özellikle deprem bölgesindeki mükellefler için başvuru ve taksit ödeme sürelerini uzatarak Kanun’un uygulamasını ayrıntılandırmıştır. Buna karşın, Şubat 2025 itibarıyla 7440 dışında yeni bir “yapılandırma kanunu” çıkarılmamıştır; piyasada 2025 içinde ilave kolaylıklar gelebileceğine dair beklentiler devam etmektedir. Dolayısıyla ödeme planı ve borç yapılandırması uygulamaları hâlen 7440 sayılı Kanun ve ona ilişkin ikincil düzenlemeler (genel tebliğler) çerçevesinde yürütülmektedir.

Bu süreçte KOBİ’lerin, ödeme planlarını oluştururken borçları önceliklendirmesi de gerekli olmaktadır. Aşağıda, önceliklendirme stratejilerinin 2024-2025 itibarıyla nasıl ele alındığı incelenmiştir.


Borç Önceliklendirme Stratejileri


Borç yükü birden fazla alacaklıya yayılan işletmeler için hangi borcun ne şekilde öncelikle ödeneceğine karar vermek hayati bir stratejidir. 2024-2025 döneminde de finansal yönetim literatürü, ödeme zorluğuna düşen KOBİ’lere önceliklendirme yapmalarını öğütlemektedir. Önceliklendirme stratejileri kapsamında genellikle şu kriterler gözetilir:


  • Yasal Sonucu Ağır Borçlar:

Vergi ve SGK primi gibi kamu borçları veya icra takibine uğramış borçlar öncelikle ele alınmalıdır. Zira bu borçların ödenmemesi, haciz, cezai faiz veya faaliyet durdurma gibi sonuçlar doğurabilir. Türkiye’de çıkarılan yapılandırma kanunları da öncelikle bu borçlara ödeme kolaylığı sağlamayı amaçlamaktadır​.


  • Teminatlı ve Kefaletli Borçlar:

Banka kredileri gibi teminat gösterilmiş borçlarda, teminatın paraya çevrilmesini engellemek için ödeme planında bunlara öncelik verilebilir. KOBİ sahiplerinin şahsi kefaleti olan borçlar da, ödenmediğinde doğrudan işletme sahibinin malvarlığını riske atacağından, ön sıralarda düşünülür.


  • Operasyonel Açıdan Kritik Borçlar:

İşletmenin devamlılığı için kritik olan tedarikçi borçları veya enerji, kira gibi giderler öncelikle karşılanmalıdır. Örneğin, uzun süredir birlikte çalışılan kilit tedarikçiler ile açık iletişime geçilerek, mümkünse borcun bir kısmı ödenip kalanı için vade uzatımı istenebilir​. Böylece tedarikçi ilişkisinin kopması önlenir ve üretim/tedarik zinciri aksamaz.


  • Maliyet ve Faiz Yükü Yüksek Borçlar:

Faiz oranı yüksek krediler veya gecikme cezası hızla artan borçlar öne alınarak toplam borç maliyetinin artması engellenmeye çalışılır.


  • Karşılıklı Anlayışla Ertelenebilecek Borçlar:

Özellikle aile, dost veya grup içi borçlar ya da alacaklısı ile iyi ilişkiler bulunan borçlar, alacaklının rızasıyla geri plana atılabilir. Bu, öncelikli borçların ödenmesine alan açar.

Akademik çalışmalar, kriz dönemlerinde likidite yönetiminin bir parçası olarak önceliklendirme yapmayan işletmelerin iflas riskinin yükseldiğini ortaya koymaktadır​.  KOBİ’ler büyük işletmeler kadar kaynak çeşitliliğine sahip olmadığından, nakit sıkışıklığı durumunda hangi ödemelerin hayati olduğu tespit edilerek sınırlı kaynaklar akıllıca tahsis edilmelidir​. 2024 itibarıyla yüksek enflasyon ve faiz ortamında işletmeler bu tür önceliklendirme kararlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla borç önceliklendirme stratejileri konusu güncelliğini korumakta ve KOBİ’lerin finansal okuryazarlık çerçevesinde bu becerilerini geliştirmeleri gerekmektedir​.


Hukuki Destek Alma ve Yasal Süreçler

Borç yapılandırma ve müzakere süreçlerinde hukuki destek almak, özellikle son yıllarda giderek önem kazanan bir diğer boyuttur. 2024-2025 döneminde yürürlükte olan mevzuat, borçlu işletmelere çeşitli yasal korunma mekanizmaları sunmaktadır; ancak bu mekanizmaların etkin kullanımı çoğu zaman uzman bir hukukçu desteğiyle mümkündür.


Örneğin, konkordato gibi mahkeme onaylı borç yapılandırma yolları profesyonel bir hazırlık gerektirir. 2018 yılında İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişikliklerle iflas erteleme müessesesinin yerini alan konkordato, borçlarını ödeyememe tehlikesi altındaki şirketlere borçlarını belirli bir plana göre ödemek veya indirim almak suretiyle iflastan korunma fırsatı verir. Konkordato talebinde bulunmak isteyen bir KOBİ’nin mahkemeye sunacağı iyileştirme projesi, alacaklı listeleri ve finansal analizler gibi karmaşık hazırlıkları içerir. Bu süreçte deneyimli bir avukat ve mali müşavir ile çalışılması başarı şansını artırır. Nitekim 2024 yılında konkordato başvurularındaki artış (yukarıda değinildi) göz önüne alındığında, birçok firmanın bu adımı atarken hukuki danışmanlık aldığı görülmektedir. Konkordato sürecine giren bir KOBİ için, konkordato komiseri ile iletişimden mahkeme huzurunda alacaklılarla anlaşma görüşmelerine kadar her aşamada hukuki desteğin önemi büyüktür. Ayrıca, konkordato talebi kabul edilen bir borçluya mahkeme geçici mühlet verdiğinde, alacaklılar açısından da hukuki süreçler uzun bir bekleme süresine girmektedir​. Bu nedenle hem borçlu hem alacaklı tarafların hak kaybına uğramaması için süreci avukatları aracılığıyla yakından takip etmeleri gerekir.


Bunun dışında, alacaklılarla yapılan gayri resmi yapılandırma anlaşmalarının yazılı hukuki metinlere dökülmesi, ileride çıkabilecek anlaşmazlıkları engelleyecektir. Hukuki destek alan KOBİ’ler, hazırlanan ödeme protokollerine uygun maddeler ekleterek kendilerini koruma altına alabilirler. Örneğin, birden fazla alacaklı ile aynı anda müzakere ediliyorsa, avukatlar “eşit derecede muamele” (pari passu) gibi prensiplerin gözetilmesini ve sonradan bir alacaklının ayrıcalık talep etmemesini sağlayacak hukuki dilin kullanılmasını temin edebilir.


Türk hukukundaki güncel gelişmeler, hukuki desteğin değerini daha da artırmıştır. 2023 yılında getirilen bir yenilik, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk sonucu yapılan sulh anlaşmalarına ilişkindir: Artık tarafların avukatlarının ve arabulucunun imzaladığı ticari sulh anlaşmaları, doğrudan mahkeme ilamı niteliğinde sayılmaktadır. Yani alacaklı ve borçlu, avukatları vasıtasıyla bir arabulucuda anlaştıklarında, ayrıca mahkemeden onay almaya gerek kalmadan bu anlaşma icra edilebilir hale gelmektedir​. Bu kritik değişiklik, arabuluculuk sürecine ve hukuki desteğe birlikte önem verilmesini gerektirir. Bir KOBİ, alacaklısıyla arabulucuda anlaşırken avukatı hazır bulunursa, imzalanan anlaşma tıpkı bir mahkeme kararı gibi bağlayıcı olacaktır. Aksi takdirde, avukatsız imzalanan anlaşmaların icra edilebilirlik belgesi için ayrıca mahkemeye başvurmak gerekebilir. Görüldüğü üzere, hukuki destek almak günümüzde sadece bir tavsiye değil, aynı zamanda süreci hızlandıran ve güçlendiren bir faktördür.

Son olarak, mevzuatta 2023’te yapılan bazı değişiklikler borçlu lehine ek korumalar getirmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nda 7445 sayılı (7. Yargı Paketi) ile yapılan değişiklikler, birey ve işletme sahipleri yönünden bazı haciz kısıtlamaları öngörmüştür.


Örneğin, bir konut haczedilecekse icra memurunun önceden icra mahkemesinden onay alması şartı getirilmiş; aile bireylerine ait ortak kullanımdaki eşyaların haczi yasaklanmıştır​. Ayrıca “aşırı haciz” (borcu çok aşan miktarda mal haczi) uygulamaları da açıkça yasaklanarak, uygulamada sık karşılaşılan bu sorunun önüne geçilmek istenmiştir​. Bu değişiklikler, borçlu KOBİ sahiplerinin temel ihtiyaçlarının ve itibarının korunmasına yöneliktir. Dolayısıyla, hukuki destek alan işletmeler bu güncel koruyucu hükümlere vakıf olarak haklarını daha etkin savunabileceklerdir.


Arabuluculuk Mekanizmasının Rolü


Arabuluculuk, Türkiye’de borç ve alacak uyuşmazlıklarında son yılların en önemli yapıtaşlarından biri haline gelmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 2013’te yürürlüğe girmekle birlikte, özellikle 2018 sonunda yapılan değişiklikle ticari alacak davalarında dava şartı haline gelmesi, arabuluculuğu KOBİ’lerin de sıkça başvurduğu bir çözüm yolu yapmıştır. 2019 yılından itibaren, bir şirket alacağı veya borcuna ilişkin dava açmadan önce arabulucuya başvurmak yasal zorunluluktur​. Bu kapsamda, KOBİ’ler borçlarını ödeyemeyip kendilerine karşı yasal yollara başvurulacağı endişesi taşıdığında veya alacaklarını tahsil edemediğinde, mahkeme sürecinden önce arabuluculuk masasında çözüm aramak durumundadır.


2024 itibarıyla arabuluculuk mekanizması oldukça etkin durumdadır. Adalet Bakanlığı verilerine göre, her yıl yüz binlerce uyuşmazlık arabuluculara intikal etmekte ve önemli bir kısmı anlaşmayla sonuçlanmaktadır (ticari uyuşmazlıklarda anlaşma oranı ilk yıllarda %50’nin üzerinde gerçekleşmiştir). Özellikle işçi-işveren uyuşmazlıkları ve ticari alacak davaları gibi konularda arabuluculuk, mahkeme yükünü azaltan ve tarafların daha hızlı sonuca ulaşmasını sağlayan bir yöntem olduğunu kanıtlamıştır. Ticari arabuluculuk sayesinde, bir KOBİ ile alacaklısı (örneğin bir tedarikçi veya banka), resmi dava sürecine girmeden önce Arabulucular siciline kayıtlı tarafsız bir uzman eşliğinde müzakere yapma şansı bulur. Bu ortam, taraflara esnek çözümler geliştirme olanağı verir; örneğin borcun bir kısmının silinip kalanının taksitlendirilmesi, vade farksız yapılandırma, karşılıklı yeni ödeme takvimi oluşturma gibi kreatif anlaşmalar ortaya çıkabilir.


Mevzuatta 2023 yılında arabuluculuğun kapsamı daha da genişletilmiştir. 7445 sayılı yasa ile kira, kat mülkiyeti, komşuluk hukuku gibi bazı uyuşmazlıklarda da dava öncesi arabuluculuk zorunlu hale getirilmiştir. Ticari alacaklar bağlamında ise İcra-İflas Kanunu’nda yapılan yenilikle, arabuluculuk sürecine başvurulduktan sonra borçlu aleyhine icra takibi başlatılırsa, borçluya takibe karşı menfi tespit davası açma hakkı tanınmış ve bu davada icranın durdurulması imkânı getirilmiştir​.

Bu düzenleme, arabuluculuk devam ederken alacaklının icra yoluna gitmesini caydırarak tarafları müzakere masasında tutmayı amaçlamaktadır. Yine aynı pakette, arabuluculuk anlaşma tutanaklarının icra edilebilirliği konusunda yukarıda belirtilen önemli değişiklikler yapılmış, taraf avukatlarınca imzalanan ticari sulhlerin ilam etkisi olacağı hükme bağlanmıştır​. Tüm bu gelişmeler, arabuluculuk mekanizmasının 2024-2025 Türkiye’sinde borç yönetimi süreçlerinin merkezinde olduğunu göstermektedir.


KOBİ’ler açısından, arabuluculuk sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda bir fırsat olarak görülmelidir. Zira arabuluculuk ortamı, çoğu zaman ilişkilerin devamını sağlayacak şekilde dostane çözüm üretmeye elverişlidir. Erken müzakere başlığında vurgulandığı gibi, alacaklılarla iletişime geçip uzlaşma aramak esastır ve arabuluculuk bunu disipline eden bir araçtır. Taraflar arabulucuda anlaşırlarsa, uzun ve masraflı dava süreçlerine gerek kalmadan sorun çözülecektir. Anlaşılamadığı takdirde dahi, arabuluculuk görüşmeleri taraflara birbirlerinin duruşunu anlama fırsatı verir ve çoğunlukla daha sonra açılacak davanın kapsamını daraltır. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı da yayınladığı rapor ve rehberlerle işletmeleri arabuluculuk konusunda bilinçlendirmekte; bu yolla alacak-borç uyuşmazlıklarının kısa sürede ve daha az maliyetle sonuçlanacağını vurgulamaktadır. Arabuluculuk sisteminin sürekli iyileştirilmesi, arabulucu sayılarının artırılması ve tarafların arabuluculuğa teşvik edilmesi, güncel yargı reformu politikalarının bir parçasıdır. Sonuç olarak, arabuluculuk mekanizması 2024-2025 itibarıyla güncelliğini ve etkinliğini korumakta, KOBİ’lerin borç müzakeresi süreçlerinde merkezî bir rol oynamaktadır.


Mevzuattaki Güncel Değişiklikler ve Sonuç


Türkiye’de KOBİ’lerin borç yapılandırma ve müzakere pratiklerini doğrudan etkileyen mevzuat, son yıllarda önemli değişikliklere uğramış ve bu değişikliklerin etkisi 2024-2025 döneminde görülmeye başlanmıştır. Özellikle 7445 sayılı Kanun (2023) ile İcra ve İflas Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu’nda yapılan değişiklikler; ve 7491 sayılı Kanun (2023) ile Bankacılık Kanunu geçici maddesinde yapılan değişiklik (finansal yapılandırma süresinin uzatılması) yukarıda ele alınan süreçlerin güncel çerçevesini çizmiştir. Ticaret Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gibi kurumlar da KOBİ’lere yönelik rehber niteliğinde bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir. Örneğin, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) kapsamında KOBİ’lerin iş sürekliliği planları hazırlamasına yol gösterecek rehberler ilgili kurumların katkısıyla hazırlanacaktır​*. Bu tür rehberlerde, finansal risk yönetimi, borç yapılandırma ve kriz durumlarında hareket tarzı gibi konuların güncel bilgiler ışığında yer alması beklenmektedir.


Değerlendirilen bütün başlıklar itibarıyla, 2024-2025 yılında KOBİ’lerin borç yapılandırma ve müzakere süreçlerine dair bilgiler büyük ölçüde günceldir ve son mevzuat değişiklikleriyle uyumludur. Ancak ekonomik koşullar dinamik olduğundan, KOBİ’lerin hem resmi düzenlemeleri hem de akademik/uzman görüşlerindeki yenilikleri takip etmesi önemlidir. Mevzuat ve uygulamada herhangi bir eksiklik veya eski bilgi tespit edildiğinde, bu bilgiler vakit kaybetmeden güncellenmelidir. Örneğin, yeni çıkan bir yapılandırma affı, bir yargı kararı veya finansal piyasadaki gelişme, borç yönetimi stratejilerini doğrudan etkileyebilir. Son dönemdeki trendler (örneğin yüksek enflasyon ve faiz ortamı, sıkı kredi politikaları) KOBİ’lerin proaktif borç yönetimi yapmasını zorunlu kılmaktadır. Erken müzakere, ödeme planı, önceliklendirme, hukuki danışmanlık ve arabuluculuk gibi araçları bir arada ve etkin kullanabilen KOBİ’ler, borç krizlerini daha başarıyla atlatabilmektedir.


Sonuç olarak, Türkiye’de KOBİ’lere yönelik borç yapılandırma ve müzakere yöntemleri 2024-2025 itibarıyla güncel mevzuata uygun bir şekilde uygulanmaktadır. KOBİ’ler, bu konularda sağlanan yasal imkânları (yeniden yapılandırma anlaşmaları, konkordato, arabuluculuk vb.) ve devlet desteklerini yakından izlemelidir. Resmi kurumların yayınladığı raporlar ve rehberler ışığında hareket eden, gerektiğinde uzman desteği alan işletmeler, borç sorunlarını yönetmede daha başarılı olacaklardır. Bu metinde ele alınan bilgilerin tamamı, güncel yasal düzenlemeler ve güvenilir kaynaklarla desteklenmiş olup KOBİ’lerin karar alıcılarına rehberlik etmesi amaçlanmıştır.


Kaynaklar: Resmi Gazete mevzuat metinleri, T.C. Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı rehberleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Türkiye Bankalar Birliği raporları, akademik çalışmalar ve uzman analizleri ile güncel haber kaynakları. (Belirtilen tüm sayısal veriler ve spesifik bilgiler ilgili kaynaklar ile dipnotlarda referanslandırılmıştır.)​

Not: Bu makale, hukuki konulara ilgi duyan kişilerin genel bilgilendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır; ve hukuki danışmanlık yerine geçmez Kapsamlı bir kaynak olma iddiası taşımaz ve yasal tavsiye olarak değerlendirilmemelidir.

İhtiyacınız Olan Hukuki Destek için Bizimle İletişime
Geçin

Back to Top

YUKARI

Adres:

 

Esentepe Mahallesi, Talat Paşa Caddesi No:5 İç Kapı No:1 Şişli/İstanbul

Telefon:

 

0(212) 560 99 90

Bizi Takip Edin

  • LinkedIn
  • Instagram
  • Facebook
  • Youtube

Yasal Uyarı !

Bu internet sitesinde yer alan bilgiler avukat ve müvekkil ilişkisi oluşturmaya yönelik değildir ve böyle bir davet olarak dikkate alınmamalıdır.

bottom of page